BLOG

  • 0 SÖZLEŞMELERDE TL GEÇİŞ SÜREÇLERİ NELERDİR.

    0.00 of 0 Oy

    Sözleşmelerde dövizden TL'ye geçişin ayrıntıları   Ekonomiyi dövize bağlı kırılganlıklara karşı korumak amacıyla getirilen dövizle yapılan sözleşmelerin TL’ye çevrilmesine ilişkin düzenlemenin detayları netleşti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca hazırlanan 4 sayfalık tebliğ taslağında, hangi sözleşmelerin kapsamda, hangilerinin kapsam dışı olduğu belirlendi.   arafların anlaşamaması halinde, 2 Ocak 2018 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerdeki döviz bedelinin TL’ye çevrilmesinde, 2 Ocak’taki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınacak. Taraflar anlaşırsa, farklı bedeller üzerinden de TL’ye geçiş yapabilecekler. Yeni belirlenen bedeller, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışa göre güncellenecek. İşte sözleşmelerde dövizden TL’ye geçişle ilgili düzenlemenin tüm ayrıntıları.   Dört sayfalık tebliğ taslağında TL ile yapılması zorunlu sözleşmeler ile istisna kapsamındaki sözleşmeler 23 başlıkta düzenlendi.   Konularına göre, eski ve yeni sözleşmelerde uygulanacak kurallar şöyle:   Konut ve işyeri satışları ve kiraları: Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satışı veya kira sözleşmelerinde sözleşme bedelini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklar. İş sözleşmeleri: Türkiye’de yerleşik kişiler; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan iş sözleşmelerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapamayacaklar.   Hizmet sözleşmeleri: Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında döviz üzerinden veya dövize endeksli danışmanlık ve aracılık dahil hizmet sözleşmesi imzalayamayacak. Bu yasaktan istisna tutulan durumlar şöyle:   - Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri, - İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri, - Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri.   Eser sözleşmeleri: Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında gemilerin inşası dışında kalan eser sözleşmelerini döviz üzerinden yapamayacak.     Menkul satış sözleşmeleri: Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında, iş makineleri dâhil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış ve kiralama sözleşmelerini döviz üzerinden yapabilecek.   Leasing sözleşmeleri: Gemilere ilişkin finansal kiralama ve leasing sözleşmeleri döviz üzerinden yapılabilecek. Finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedeller döviz cinsinden kararlaştırılabilecek.   Vatandaş olmayıp Türkiye’de yerleşik kişiler: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin akdedecekleri, taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenebilecek.   Kamu kurumları: Kamu kurum ve kuruluşları ile bu kurum ve kuruluşların savunma sanayii sektöründe doğrudan veya dolaylı pay sahipliğinin bulunduğu şirketler, gayrimenkul satış ve kiralama dışında kalan sözleşmeleri döviz üzerinden yapabilecek.   Yabancı şirket şubeleri: Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgelerde yer alan şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmeleri döviz üzerinden yapılabilecek.   Havayolu şirketleri: Yerli havayolu şirketleri ile bu şirketlere teknik bakım hizmeti veren Türkiye’de yerleşik kişiler, gayrimenkul satış - kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri döviz üzerinden yapabilecekler.   Çek ve senetler: Döviz yasağı konulan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek çek, senet gibi kıymetli evraklarda yer alan bedeller döviz veya dövize endeksli olamayacak.   Kıymetli madenlere endeksleme: Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen sözleşmeler, dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilecek.   Yurt dışındaki şubeler: Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, “Türkiye’de yerleşik” olarak kabul edilecek.   Eski taşıt kiralama sözleşmeleri: Daha önce akdedilmiş bulunan iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri devam edecek.   Taraflar anlaşamazsa 2 Ocak’taki kur esas alınacak   Dövizden TL’ye geçirilmesi gereken sözleşmelerde yer alan  bedellerin TL’ye çevrilmesinde taraflar arasında mutabakata varılamazsa, 2 Ocak 2018 tarihi ve öncesinde akdedilen sözleşmelerde bedeller bu tarihteki Merkez Bankası efektif satış kuru (3.7776 TL) kullanılarak Türk Lirası’na çevrilecek.   2 Ocak’tan sonra imzalanan sözleşmelerde ise sözleşme tarihinde geçerli kur dikkate alınacak. Söz konusu tutarlar sözleşmenin yenileme dönemine kadar uygulanacak. Yenileme döneminde tekrar tespit edilecek tutarlar ise Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarı geçemeyecek.    Saygılarımızla.    

  • 0 Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı Güncellenmiştir

    0.00 of 0 Oy

    Kamu Gözetimi Kurumu Kamu Gözetimi Kurumu Tarafından Yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı Güncellenmiştir. Numara          : 2018 / 141 Tarih               : 22 Eylül 2018   Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından TMS’lerin uygulanma kapsamının belirlenmesine ilişkin 13.09.2018 tarihli ve (03/161) sayılı Karar yayımlanmıştır.   Karara göre; Ekli listedeki kurum, kuruluş ve işletmelerin münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında TFRS’lerin uygulanmasına,   Bağımsız denetime tabi olup, ekli listede yer almayan kurum, kuruluş ve işletmelerin münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında BOBİ FRS’nin uygulanmasına; ancak söz konusu kurum, kuruluş ve işletmelerin isteğe bağlı olarak TFRS’leri uygulayabileceğine,   Yukarıdaki kapsama dâhil olmayan kurum, kuruluş ve işletmelere yönelik Kurum tarafından henüz bir TMS yayınlanmadığından bunların münferit ve/veya konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına; ancak söz konusu kurum, kuruluş ve işletmelerin münferit ve/veya konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında isteğe bağlı olarak TFRS’leri ya da BOBİ FRS’yi uygulayabileceğine   karar verilmiştir. Bu çerçevede, yapılan son değişikliklerle birlikte ülkemizde geçerli olan finansal raporlama çerçeveleri aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.   Söz konusu kurul kararına ulaşmak için tıklayınız.    Saygılarımızla.        

  • 0 Maliye Bakanlığından Yapılandırma Açıklaması

    0.00 of 0 Oy

      Maliye Bakanlığından Yapılandırma Açıklaması   Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak bankalara olan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin; Pazartesiden itibaren bütün bankalarda teker teker başlayacağını, Yeniden yapılandırmanın hızlı şekilde hayata geçirileceğini belirtti.   Albayrak, A Para, A Haber ve CNN Türk ortak yayınında Yeni Ekonomik Program'a (YEP) ilişkin soruları yanıtladı.   Önemli alt başlıklarla desteklenmiş güçlü bir programı dünyaya anons ettiklerini bildiren Albayrak, bunun önemli bir sacayağının da enflasyon olduğunu aktardı.   Albayrak, enflasyona ilişkin bir eylem, aksiyon stratejisinin hayata geçirileceğine işaret ederek, "Yakın dönem içinde toplumun tüm paydaşlarını da içine alacak şekilde, sadece kamu, özel sektör ve STK ayakları değil, vatandaş da dahil toplumun tüm kesimini işin içine katarak bir toplumsal enflasyonla mücadele aksiyon stratejisi uygulayacağız." diye konuştu.   Küresel ve bölgesel sıkıntıların yaşandığı böyle bir iklimde enflasyonun, gündemden çıkarılarak tekrar aşağı yönlü patikaya taşınması gerektiğini vurgulayan Albayrak, "Tüm bu perspektifte, güçlü, uyumlu, koordineli bir enflasyonla mücadele sürecini başlatıyoruz. Son dönemdeki dalgalanmaların oluşturduğu enflasyon etkisi minimize edilecek. Enflasyon, ekimden itibaren artık normalize olup, yıl sonuna kadar düşüş trendine doğru toparlanmaya başlayacak. Güçlü politik, mali ve parasal politikalarla 2019 yılı itibarıyla enflasyonda ciddi bir iyileşme görmeye başlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.    Albayrak, enflasyon paketinin, Amerika seyahati sonrasında, bir hafta 10 gün içinde anons edileceğini bildirdi.   Yaşanan dalgalanma ve spekülatif sürecin reel sektör bilançolarında ciddi tahribat yaptığına işaret eden Albayrak, bunun bankacılık sektörüne etkisinin olduğuna dikkati çekti.   Albayrak, bugün karşı karşıya kalınan sorunlara daha etkin müdahale etmek için ciddi, kapsamlı mali durum tespit çalışmasını pazartesi başlatacaklarını aktararak, bu çerçevede oluşacak resmin gerekliliklerini yapacaklarını söyledi.   Eylem planları yıl bitmeden açıklanacak.   Ülke ekonomisinin üç temel sacayağının kamu, hanehalkı ve reel sektör olduğuna işaret eden Albayrak, şöyle devam etti:   "Türkiye'nin kamu borç stoku yüzde 28'lerde, gelişmekte olan ülke ortalaması yüzde 40'larda, dünya ortalaması yüzde 70'lerde. Türkiye'nin burada sıkıntısı yok, tam tersine güçlü performansı var. İkinci sacağıyı hanehalkı, onun borçluluk oranı yüzde 16'larda, gelişmekte olan ülke yüzde 39-40'larda, dünya ortalaması yüzde 60'larda. Türkiye bu noktada da çok iyi performans sergiliyor. Bu anlamda Türkiye'nin temeli sağlam. Üçüncü sacayağı bankacılık ve reel sektörde gidişatı çok yakın takip etmemiz lazım. Bugün, kamu, özel sektör, bankacılık ve hanehalkının hepsini bir pakete koyduğumuzda tüm ülkedeki borçluluk oranının gayri safi milli hasılaya oranı yüzde 130'larda, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 211, dünya ortalaması yüzde 318. Türkiye, bankacılık, reel sektör, kamu ve hanehalkı açısından toplam borçluluk rasyosunda çok iyi performans sergiliyor."   YEP'e ilişkin eylem planlarının bu yıl bitmeden açıklanacağını bildiren Albayrak, "Bu planlar, üç yıl boyunca atılması gereken adımlar açısından güçlü denetimle 3 ayda bir periyodik olarak takip edilerek somut noktaya erişecek." dedi.   Kamu bankalarında sıkıntı yok   Albayrak, bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik konusunda sıkıntı bulunmadığına, kamu bankalarında  da sendikasyon ve finansman ihtiyacı anlamında bir sıkıntı olmadığına işaret ederek, "Özel bankaların sendikasyonlarına bakıyoruz, kalan rakamlar 7-8 milyar dolarlar civarında, orada da gayet güzel haberler alıyoruz. Akbank'ı piyasa takip ediyor. Dün aldığımız mesajlar itibarıyla da süreç gayet olumlu gidiyor." diye konuştu.   Türkiye'nin bilanço düzeyinin çok güçlü olduğunu ifade eden Albayrak, "Özel sektör için yurt dışı kaynaklı net borçluluk düzeyine firma bazında baktığımızda, yüzde 95'inin üzerinde belki sıfır net döviz risk pozisyonu taşıyacak bir teminat blokaj yapısına haiz bir kredi düzeyi görüyoruz. O anlamda Türkiye'deki bu resmi en kötü senaryoda bile okuduğunuzda Türkiye'nin toplam ülke borçluluğu gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının belki de yarısı kadar. Türkiye güçlü yönlerini bu süreçte daha da güçlendirecek bir testten geçti, geçiyor, geçecek. Hem finansal mimarinin güçlendirildiği hem ekonominin temel sacayaklarının güçlendirildiği hem de toplumsal güven altyapısının daha da perçinlenerek geliştiği bir döneme gidiyoruz." ifadelerini kullandı.   Bakanlıkların gelir ve giderlerinde performans marjı ortaya koyduk.   Bakanlıkların gelir artırıcı önlemlerine ilişkin detayların bütçede belirleneceğine dikkati çeken Albayrak, gelir ve gider anlamında bir performans marjı ortaya koyduklarını belirtti.   Albayrak, sıkı para politikasının 2019'da hayata geçecek olmasının, yeni dönemde çok daha etkin bir mali yönetim ortaya konulacağının en önemli göstergesi olduğunu dile getirerek, "Maliyet  Değişim ve Dönüşüm Ofisi" kurulduğunu kaydetti. Bu ofisin kamuda ilk defa yeni bir kurumsal süreci başlatacağına dikkati çeken Albayrak, her bakanlıkta muhatap kişilerin olduğu, her türlü dönüşüm altyapısını adım adım ortaya koyacak, takip edecek, raporlayacak, netice alınmasını sağlayacak bir Ofisten bahsettiklerini açıkladı.   Albayrak, Ofisin, işin maliyet, verimlilik, gelir artırıcı alanlarda dünyadaki en iyi örnekleri uygulayacağını, profesyonel, birinci sınıf danışman gözüyle maliyetleri takip edeceğini belirtti.   Ülke ekonomisinin kaynak açısından durumunun iyi ve güçlü olduğunu bildiren Albayrak, "Dünya bono piyasasının hacmi 50 trilyon dolar. Bunun 10 trilyon doları eksi reel faizden işlem görüyor. Bu pastadan Türkiye ekonomisi çok küçük pay alıyor. Türkiye, potansiyeli ve ortaya koyacağı performansa bağlı olarak akacak bu kaynak alternatifleri açısından çok cazip bir ülke." ifadesini kullandı.   Bankalara olan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin sürece de değinen Albayrak, şunları kaydetti:   "Zannediyorum önümüzdeki hafta itibarıyla pazartesiden itibaren bu süreç firma bazında bütün bankalarımızda teker teker başlayacak. Bu yeniden yapılandırmalar hızlı şekilde hayata geçirilecek. Biz devlet olarak piyasayı regüle eden bağımsız kurumlarla birlikte,  piyasayı, bankacılık ve reel sektörü her daim yakından izlemek durumundayız. En güçlü şekilde müdahale ederek süreci yönetmemiz gerek. Serbest piyasa kuralları içinde, dünyadaki benzer örnekleri de işin içine katarak, tüm bu süreci hem yakından takip edeceğiz hem de birlikte koordine edeceğiz."   Saygılarımızla.    

  • 0 Borçlu Şirketler için Yeniden Yapılandırma Hakkında Bankalar Birliği Duyurusu konkordato

    0.00 of 0 Oy

      Borçlu Şirketler için Yeniden Yapılandırma Hakkında Bankalar Birliği Duyurusu   Son dönemde konkordato başvurularının artması üzerine gündeme gelen borç yapılandırma çerçeve anlaşması bugün imzalanarak yürürlüğe girdi. Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmasına toplam kredilerdeki payı yaklaşık yüzde 90 olan banka ve diğer finansal kuruluş tarafından imza attı.   Türkiye Bankalar Birliğinden yapılan yeniden yapılandırma ilgili kamuoyu duyurusunda; “Finansal Yeniden Yapılandırma uygulamasının amacı gelir-gider dengesi geçici olarak bozulduğu için borçlarını ödemekte zorlanan işletmelere destek olmaktır.” ifadesine yer verildi.   Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması Hakkında   Kamuoyu Duyurusu 19 Eylül 2018   Bankalar ve diğer finansal kurumlar münferit veya birlikte, borçlarını ödemeye niyetli, ancak farklı nedenlerle edimlerini zamanında yerine getiremeyen müşterilerine, ödeme kabiliyetlerinin iyileştirilmesine destek olmaktadır. Bu amaçla, Birliğimiz tarafından daha önceleri de kamuoyunun bilgisine sunulduğu üzere, her bir müşterinin mali durumu, ödeme gücü ve uzun dönem borçlu-alacaklı ilişkisi ayrı ayrı ve özenle değerlendirilerek, karşılıklı iyi niyete ve özveriye dayalı şekilde, bankalar müşterilerine kredi kanallarını açık tutmakta, vade, ödeme ve teminat koşullarında esneklik sağlamaktadır.   Diğer taraftan, ekonomik performansın öngörülmedik kadar kısa sürede ve ölçüde düşüş gösterdiği durumlarda ise gelişmelerin ekonomik faaliyet üzerindeki olumsuz etkisini sınırlandırmak ve kısa sürede toparlanmayı desteklemek amacıyla çok sayıda alacaklı ve borçlunun bir araya getirilmesini gerekli kılan uzlaşı platformlarına ihtiyaç duyulabilmektedir.   Böyle durumlarda, kaynakların ve zamanın doğru ve verimli kullanılması, taraflar arasında eşgüdümün sağlanarak süreçlerin hızlı tamamlanması önem arz etmektedir. Bu çerçevede, yapılandırma programlarında ölçekleri de dikkate alınarak ekonomik faaliyetleri itibarıyla sektörlerinde ve ticari ilişkilerinde önemli yere sahip olan, nakit dengeleri iyileştiğinde çok sayıda borçlu için sinerji oluşturabilecek nitelikteki borçlulara önceliğin verilebilmesi gereklilik gösterebilmektedir.   Bu yaklaşımla, Türkiye Bankalar Birliği tarafından, yakın dönemde uluslararası piyasalardaki gelişmelerin de etkisiyle ekonomimizde yaşananlar dikkate alınarak, bankalar ve diğer finansal kurumların ticari borçlularla yapacakları finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerinde uyulması gereken prensipleri düzenleyen bir protokol hazırlanmıştır.   Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması, toplam kredilerdeki payı yaklaşık yüzde 90 olan bankalar ve diğer finansal kuruluşlar tarafından 19 Eylül 2018 itibarıyla imzalanmış ve uygulamaya girmiştir. İç süreçleri devam eden banka ve diğer finansal kuruluşların kısa bir süre içinde anlaşmayı imzalamaları beklenmektedir.   Finansal Yeniden Yapılandırma uygulamasının amacı gelir-gider dengesi geçici olarak bozulduğu için borçlarını ödemekte zorlanan işletmelere destek olmaktır. Bu sayede, borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağı tespit edilen işletmelerin ekonomik faaliyetlerinin sürdürülerek nakit akımlarının düzenlenmesine ve yükümlülüklerini yerine getirmelerine yardımcı olunacaktır.   Bu yapılırken amaçlanan, alacaklıların yanı sıra ilgili borçlunun, varsa bunlarla bağlantılı bulunan diğer kuruluşlar ile hakim hissedarlarının da iyi niyetlerini ve özverilerini azami ölçüde ortaya koymaları, bu suretle bir uzlaşı platformunun ve sektörler arasında pozitif bir sinerjinin oluşturulmasıdır.   Bankacılık sektörü tüm paydaşlarıyla el birliği, işbirliği ve güç birliği içerisinde, tecrübesini ve kaynaklarını ülkemizin menfaatleri doğrultusunda en verimli şekilde kullanarak üretimin, yatırımın, ihracatın, ticaretin, istihdamın, kısaca büyümenin sürdürülmesi, varlık değerlerinin ve yatırımcı güveninin korunmasına azami ölçüde katkı sağlamaya devam edecektir.   Uygulamanın ülkemize ve ekonomimize yararlı olmasını dileriz.   Kamuoyunun bilgisine sunulur.   Saygılarımızla,   Türkiye Bankalar Birliği Saygılarımızla.    

  • 0 15 Eylül 2018 Sermayenin Kaybı Veya Borca Batık Olma Durumlarına İlişkin Tebliğ Yayımlandı.

    0.00 of 0 Oy

    Sermayenin Kaybı Veya Borca Batık Olma Durumlarına İlişkin Tebliğ Yayımlandı. Numara          : 2018 / 137 Tarih               : 15 Eylül 2018   ” 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376 ncı sinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” 15.09.2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.   Tebliğle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. si kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esaslar açıklanmıştır.   Buna göre sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esaslar aşağıda açıklanmıştır.     SERMAYE KAYBI    Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması   Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır. Genel kurulun gündemleri arasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığı belirtilir, farklı bir gündem ile toplantıya çağrılmış olsa dahi bu husus genel kurulda görüşülür.    Sermaye İle Kanuni Yedek Akçeler Toplamının En Az Yarısının Zarar Sebebiyle Karşılıksız Kaldığı Durumda Genel Kurul   Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması halinde yönetim kurulu, bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.   Yönetim kurulu, son bilançoyu genel kurula sunarak şirketin finansal yönden bulunduğu durumu bütün açıklığıyla ve her ortağın anlayabileceği şekilde anlatır. Bu hususta genel kurula rapor da sunulabilir.   Yönetim kurulu, şirketin mali durumundaki kötüleşmeyi ortadan kaldırmak veya en azından etkilerini hafifletmek amacıyla, uygun gördüğü sermayenin tamamlanması, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerinin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi gibi iyileştirici önlemleri alternatifli ve karşılaştırmalı olarak aynı genel kurula sunar ve açıklar.    n iyileştirici önlemleri aynen kabul edebileceği gibi değiştirerek de kabul edebilir ya da sunulan önlemler dışında başka bir önlemin uygulanmasına karar verebilir.    Sermaye İle Kanuni Yedek Akçeler Toplamının En Az Üçte İkisinin Zarar Sebebiyle Karşılıksız Kaldığı Durumda Genel Kurul   Bu durumda, toplantıya çağrılan genel kurul; a) Sermayenin üçte biri ile yetinilmesine ve Kanunun 473 ilâ 475 inci lerine göre sermaye azaltımı yapılmasına, b) Sermayenin tamamlanmasına, c) Sermayenin artırılmasına,   karar verebilir.    Sermayenin Azaltılması   Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan şirketin genel kurulu, sermayenin üçte biriyle yetinmeye karar verdiği takdirde sermaye azaltımı Kanunun 473 ilâ 475 inci maddelerine göre yapılır.   Bu kapsamında yapılacak sermaye azaltımında yönetim kurulu, alacaklıları çağırmaktan ve bunların haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçebilir.     Sermayenin Tamamlanması   Sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılmasıdır. Kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının tamamlanmasına gerek yoktur. Bu durumda her ortak zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlüdür.   Her ortak, payı oranında tamamlamaya katılabilir ve verdiğini geri alamaz. Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsup edilemez.   Sermayenin tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmaz.   Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanır ve takip edilir.    Sermayenin Artırılması   Genel kurul tarafından; a) Sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda artırımına karar Sermayenin azaltılması işlemi ile birlikte eş zamanlı sermaye artırımında artırılan sermayenin en az dörtte birinin ödenmesi şarttır. b) Sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden sermaye artırımına karar verilebilir. Bu şekilde yapılacak sermaye artırımında sermayenin en az yarısını karşılayacak tutarın tescilden önce ödenmesi zorunlu     Genel Kurulun Gerekli Tedbirlerden Birini Almaması   Bu durumda genel kurulun, sermaye azaltımı, tamamlanması veya artırılması tedbirlerinden birine karar vermemesi halinde şirket kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren şirketin tasfiye işlemleri yürütülür.     SERMAYE İLE KANUNİ YEDEK AKÇELER TOPLAMININ TAMAMININ KARŞILIKSIZ KALMASI   Borca Batık Olma Durumu   Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir.   Borca batık durumda olmanın işaretleri, yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından, yönetim kurulunun belirlemelerinden ortaya çıkabilir.   Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır.   Bu ara bilânço üzerinden aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar vermesi ve sermaye azaltımı, tamamlanması veya artırılması tedbirlerini almaması halinde şirketin iflası için mahkemeye başvuru yapar.     Esas Alınacak Finansal Tablolar   Şirketlerin sermaye kaybı veya borca batık olma durumları, Kanunun 88. Maddesindeki Türkiye Muhasebe Standartlarına göre hazırlanacak finansal tablolar esas alınarak belirlenir.   Finansal tabloların düzenlenmesinde ihtiyari olarak Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanmasının tercih edilmesi halinde, bahsi geçen durum bu şekilde hazırlanan finansal tablolar üzerinden değerlendirilir.     Sermayenin Kaybı Veya Borca Batık Olma Durumlarında Birleşmeye Katılma   Sermaye kaybı veya borca batık durumda olan bir şirket, kaybolan sermayeyi karşılayabilecek tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.   Birleşmeye taraf olan bir şirketin, sermayesiyle kanuni yedek akçeleri kaybolmuş veya borca batık durumda olması halinde; birleşmeye taraf olan diğer şirketin kaybolan sermayeyi veya borca batıklık durumunu karşılayacak miktarda serbestçe tasarruf edebileceği özvarlığa sahip bulunduğu ve buna ilişkin tutarların, hesap şekli de gösterilerek doğrulandığı veya belirtilen durumların mevcut olmadığının doğrulandığı yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu ile ortaya konulur.   Devrolunan şirketlerin denetime tabi olması halinde bu rapor, denetime tabi şirketin denetçisi tarafından da hazırlanabilir.   01.2023 tarihine kadar, sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir.   Tebliğ yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.   Söz konusu Genel Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.     Saygılarımızla.    

  • 0 BAĞIMSIZ DENETİM KRİTERLERİ DEĞİŞTİ,,,

    0.00 of 0 Oy

    Bağımsız Denetim Kriterlerinin Yeniden Belirlenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete’ de Yayımlandı. Numara          : 2018 / 70 Tarih               : 29 Mayıs 2018   03.2018 tarihli ve 2018/11597 sayılı “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar” 26.05.2018 tarih ve 30432 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.   Bilindiği üzere, bağımsız denetime tabi şirketlerin hangileri olacağı ilk kez 23.01.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4213 sayılı Karar ile belirlenmişti.   Daha sonra bu Kararda yer alan kriterler, daha çok mükellefi kapsayacak şekilde sırasıyla aşağıdaki Kararlar ile değiştirilmişti.   14.03.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2014/5973 sayılı Karar ,   01.02.2015 tarihli ve 29254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2014/7149 sayılı Karar ,   19.03.2016 tarihli ve 29658 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/8549 sayılı Karar,   Son olarak 2018/11597 sayılı Karar ile bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlenmesinde dikkate alınan hadler yeniden belirlenmiştir.   Karar ile, Kararın ekli I sayılı Listesinde sıralanan ve herhangi bir ölçüte tabi olmaksızın bağımsız denetime tabi bulunan sermaye piyasaları, bankacılık, sigortacılık, medya vb. özel bazı sektörlerdeki şirketler ile yine daha düşük eşiklere sahip bazı özellikli şirketler yanı sıra bağımsız denetime tabi olmaya ilişkin genel hadler şu şekilde belirlenmiştir:   Bu 3 kriterden herhangi ikisini 2017 ve 2016 yıllarında üst üste aşan şirketler 2018 yılı için bağımsız denetime tabi olacaklardır.   Aktif toplamı 35 milyon Türk Lirası (Daha önce 40 milyon TL ve üstü şeklindeydi)   Yıllık net satış hasılatı 70 milyon Türk Lirası (Daha önce 80 milyon TL ve üstü şeklindeydi)   Çalışan sayısı 175 kişi (Daha önce 200 ve üstü şeklindeydi)   Karar 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayım tarihi olan 26.05.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.     Saygılarımızla.