Tallinn Financial Advisor - Business and Consultancy HTML Template | Our Team

BLOG

  • 0 2019 YILI Defter Tasdikleri kırtasiye İnternet ve Bilişim Giderleri Hk

    0.00 of 0 Oy

    6102 Sayılı T.T.K’na  ve 213 sayılı V.U.K’na göre 2019 Takvim yılında kullanılacak olan yasal defterlerin noter tasdik ücretleri ile defterlerin kırtasiye masrafları, Ticaret sicil tasdiknamesi, yol, posta, kargo, defter beyan sistemine bilgilerin girilmesi, internet ve bilişim giderlerine katılım tutarları gibi çeşitli masraflara karşılık alınacak ücretlerin asgari maliyetleri göz önüne alınarak aşağıda açıklanmış olup, bu tutarlar işletmelerin kapasitelerine göre (Çoklu KDV, birden fazla banka hesabı, birden fazla yazar kasa gibi) arttırılabilir. Şube işyerleri için bu tutara %20 ilave edilir. Buna Göre defter Tasdik Sınırları: 2019 YILI DEFTER TASDİKLERİ İLE KIRTASİYE İNTERNET ve BİLİŞİM GİDERLERİNE KATILIM TUTARI İŞLETME VE SERBEST MESLEK KAZANÇ DEFTERİ DEFTERİN TÜRÜ İŞÇİSİZ İŞÇİLİ Serbest Meslek Kazanç Defteri (Defter Beyan) 650.00 TL 850,00 TL İşletme Defteri (Hizmet) (Defter Beyan) 600.00 TL 750,00 TL İşletme Defteri (Alım Satım) (Defter Beyan) 750.00 TL 850,00 TL BİLANÇO HESABI ESASINA TABİ DEFTERLER   SAYFA SAYISI İŞÇİSİZ İŞÇİLİ   001-100 1.400,00 TL 1.700,00 TL   101-200 1.700,00 TL 2.300,00 TL   201-500 2.000,00 TL 2.600,00 TL   501-1000 2.500,00 TL 2.700,00 TL   1001 ve üzeri tasdik edilecek ilave her 1000 sayfa için 350,00 TL ilave edilecektir.     E-DEFTERE TABİ FİRMALARDAN ALINACAK TABAN ÜCRET                               2.700,00 TL     KOOPERATİF, VAKIF, DERNEK VE İKTİSADİ İŞLETMELER   İŞÇİSİZ İŞÇİLİ   1.700,00 TL 1.900,00 TL     Bu Liste tavsiye niteliğindedir. Ocak ayı sonuna kadar yapılması gereken Yönetim Kurulu karar defteri ile haziran ayı sonuna kadar yapılması gereken yevmiye defteri kapanış tasdikleri bu tarifeye dahil değildir.

  • 0 DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VERGİSEL BOYUTU VE YAPILMASI GEREKENLER

    0.00 of 0 Oy

    Duyuru Numarası…….: 1208-2018 / 954 Tarih………………….. : 12.12.2018 Konu…………………...: DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VERGİSEL BOYUTU     DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE UYULMASI GEREKEN BİLGİLER ??????????   KASA HESABI VE ORTAKLAR CARİ HESABI GEÇMİŞ YILLAR ZARARI GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU BAĞIŞ VE YARDIMLAR KARŞILIKLAR YABANCI PARALAR AMORTİSMANLAR SGK ÖDEMELERİ STOK ENVANTERİ MALİYETLER VE DÖNEM KÂRININ TESPİTİ   I-GİRİŞ Aralık ayının içinde bulunduğumuz şu günlerde işletmeler yıl sonu kârlılık ve satış hedefleri ile bu hedeflerin gerçekleşmelerini karşılaştırmaya başlamış durumdalar. Özellikle kurlarda meydana gelen istikrasız dalgalanmaların ardından hedeflemenin ve öngörünün zor olduğu bir yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu bağlamda işletmeler yıl içinde yapmış oldukları ticari faaliyetlerin neticesini yıl sonu finansal tablolarına aktararak dönemi sonlandırmış olurlar ve bu finansal tablo neticelerini de beyannamelerine yansıtarak vergilenecek bir matrah varsa vergilemesini sağlarlar. Bu noktada karşımıza ticari kâr ve mali kâr kavramları çıkmaktadır. Ticari kâr, işletmelerin normal faaliyet sonuçlarına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları çerçevesinde raporladıkları kârlılıktır. Mali kâr ise, vergi mevzuatından kaynaklanan bir takım kısıtlamalar ve sınırlamalar nedeniyle ticari kâra eklenecek unsurlar ile ticari kârdan indirilecek unsurların dahil edilmesiyle ulaşılan kârdır ve bu aynı zamanda vergi matrahıdır. Dönem sonlarında gerek ticari kardan mali kâra ulaşırken gerekse vergi mevzuatından kaynaklanan uygulamalar nedeniyle vergisel risklerle karşılaşmamak adına işletmelerin dikkat etmeleri gereken hususlar kısa kısa hatırlatılmaya çalışılmıştır.   II-DÖNEM SONUNDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR 1.KASA HESABI VE ORTAKLAR CARİ HESABI Art arda çıkan yapılandırma kanunlarıyla söz konusu hesapların düzeltilmesine imkan verilmiş olmakla birlikte düzeltme yapılmamış olan veya kapsam dışında kalan dönemlerde bu hesaplarda oluşabilecek adat faizi risklerine dikkat edilmelidir. Buradaki vergileme gerekçesi, işletme kaynaklarının kayıt dışı kullanılması, vergi dışı bırakılması, emsaline nazaran düşük bir fiyat veya faizden değerlendirildiği, kullandırıldığı noktasıdır. Dönem sonunda yüksek bakiye veren 100 Kasa Hesabı ve 131 Ortaklardan Alacaklar hesabı için adat hesaplanması gerektiği unutulmamalı ve bu tutar dönem sonunda ilgili ortağa fatura edilmelidir. Kasa adatında dikkat edilecek husus, kasa hesabı bakiyesinin toplamı faiz hesabında dikkate alınmamalı, işletmenin günlük ihtiyacı olan ve normal olarak kabul edilebilecek bir kasa tutarı tespit edilmeli ve bu tutarın üzerinde kalan bakiyeler faiz hesabında dikkat alınmalıdır. Ortaklar cari hesabının vergileme gerekçesi ise işletme kaynaklarının karşılıksız ve uzun süreli olarak ortaklara kullandırıldığı varsayımıdır.   2.GEÇMİŞ YILLAR ZARARI 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun[1] 9. maddesi hükmü uyarınca kurumlar vergisi mükellefleri; – Geçmiş yıllar zararlarını, – Devralınan veya tam bölünme suretiyle bölünen kurumlara ait zararlarını, – Yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlarını, kurumlar vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinde indirim konusu yapabilirler. Kurumlar vergisi beyannamesinde, her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve 5 yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar kurum kazancından indirilebilecektir. Mükelleflerce bir hesap dönemi içerisinde oluşan zararın, müteakip 5 hesap döneminde oluşacak kârlarla mahsup edilememesi halinde mahsup imkanı ortadan kalkmaktadır. Geçmiş yıl zararı, indirim imkanının doğduğu ilk hesap döneminde kurum kazancından düşülmelidir. Bu hak kullanılmaz ise izleyen dönemlerde indirim hakkı ortadan kalkacaktır. Konu ile ilgili olarak Mali İdare tarafından verilmiş olan özelgelerde de kazanç olmasına rağmen geçmiş yıl zararını mahsup etmeyerek mahsup hakkından vazgeçen mükellefin, söz konusu zararı izleyen yıllarda mahsup olanağının bulunmadığı belirtilmektedir. Ayrıca yine Maliye İdaresi mahsup hakkından vazgeçen mükelleflerin bu haklarını düzeltme beyannamesi vermek suretiyle kullanmalarının mümkün olmadığı görüşündedir. Konu ile ilgili olarak İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bir özelge özetle; “… Buna göre, mükelleflerce kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim konusu yapabilecekleri geçmiş yıl zararları bulunmasına rağmen ilgili hesap dönemi için kâr beyan ederek geçmiş yıl zararlarının indirim konusu yapılmaması durumunda, bu dönemi izleyen yıllarda indirim konusu yapma hakkı bulunduğu halde kâr beyan edilmesi nedeniyle kullanılmayan geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, ilgili dönemde söz konusu kâr beyanı nedeniyle indirim konusu yapılabilecek geçmiş yıl zararları haklarından vazgeçtiklerinin kabul edilerek, kâr beyan edilen dönemin düzeltilmesi de söz konusu olmayacaktır.[2] 3.GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU Mükellefler 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun[3] Mükerrer 120. Maddesi ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32. Maddeleri düzenlemeleri çerçevesinde gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere geçici vergi öderler. Üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir. Geçici verginin mahsup edilebilmesi için ödenmesi gerekmektedir. Yıl içinde nakden veya mahsuben ödenmeyen geçici vergiler yıllık beyan üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilemez. II.4.BAĞIŞ VE YARDIMLAR Türk vergi sisteminde beyan edilecek olan matrahtan indirilebilecek bağış ve yardımlarla ilgili düzenlemeler 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 89. Maddesinde “Diğer İndirimler” başlığı altında ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi kanunun 10. Maddesinde yine “Diğer İndirimler” başlığı altında düzenlenmiştir. İndirim konusu yapılabilecek olan bağış ve yardımların indirim konusu yapılabilmesinin temel şartı makbuz karşılığı yapılmış olmasının yanı sıra birtakım kısıtlamalara tabi olması, bağış ve yardımların tamamının indirilmesine izin verilmemesi, kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara yapılması gibi düzenlemeler yer almaktadır. Beyannamelerde indirim konusu yapılacak olan bağış ve yardımlarda bu düzenlemeler doğrultusunda hareket edilmeli aksi takdirde vergisel riskler oluşabileceği göz ardı edilmemelidir. 5.KARŞILIKLAR 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun[4] 288. Maddesinde Karşılıklar; “Hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemiyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyle hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir. Karşılıklar mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek suretiyle değerlenir. Şeklinde hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 323. Maddesinde ise şüpheli alacaklar düzenlenmiş olup; Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; Şüpheli alacak sayılır. Şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir alacağın şüpheli alacaklar olarak kaydedilebilmesi için; bu alacağın ticari ve zirai nitelikte olması gerekmektedir. Alacaklar için şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayrılmalıdır. Mali idare alacağın şüpheli hale geldiği yılda ayrılmayan karşılıklar için sonradan karşılık ayrılamayacağı yönündedir. Konu ile ilgili olarak verilmiş olan bir özelge; “Ancak, bir alacak için alacağın şüpheli hale geldiği dönemden sonraki bir dönemde karşılık ayrılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, karşılık ayrılması gereken dönemde ayrılmayan karşılığın sonraki dönemlerde ayrılması mümkün bulunmamaktadır.”[5] Şeklindedir. Şüpheli hale gelen alacaklar için teminat olup olmadığı araştırılmalıdır. Teminat varsa karşılığın teminatsız kısım için için olanı gider yazılmalı, teminatlı kısım için karşılık ayrılmışsa bu tutar KKEG olarak dikkate alınması gerektiği hususuna dikkat edilmelidir. 6.YABANCI PARALAR Vergi Usul Kanununa göre değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasiyle ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tesbitidir. Vergi Usul Kanunu 280. Madde hükmüne göre Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tesbit olunur. Bu düzenlemeler doğrultusunda Kasa ve Bankadaki yabancı paralar efektif alış kuru ile, bunların dışındaki cari hesap değerlemeleri ise Merkez Bankası döviz alış kuru ile yapılmalıdır. Kur değerlemesi sırasında lehe oluşan kur farkları gelir   yazılırken, aleyhte oluşan kur farkları ise giderleştirilir. Yabancı paralar cinsinden avanslar da yabancı para cinsinden borç ve alacak gibi değerlenmelidir. Buna ilişkin verilmiş bir özelge; “Buna göre, yabancı para cinsinden alınan veya verilen avanslar yabancı para cinsinden olan borç ve alacak hükmünde olduğundan, dönem sonunda Vergi Usul Kanununun 263 üncü maddesine göre borsa rayici ile yabancı paranın borsada rayici yoksa, Maliye Bakanlığınca tespit edilen kur esas alınmak suretiyle değerlenmesi ve ortaya çıkan kur farkının, gelir veya gider olarak dikkate alınarak dönem kazancıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.”[6] Şeklindedir. 7.AMORTİSMANLAR 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun 313. maddesine göre; İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya , aşınmaya veya kıymetten  düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 ‘uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin değerleme esaslarına göre tespit edilen değerlerinin bu kanun hükümlerin göre yok edilmesi amortismanın konusunu teşkil eder. Sabit bir iktisadi kıymet için amortisman ayırabilmek için, – İktisadi kıymet işletmede bir yıldan fazla kullanılmalı, – Yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye  maruz bulunmalı, – İktisadi kıymet işletme envanterine dahil olmalı – İktisadi kıymetin değeri belli bir tutarı aşmalıdır Dönem içinde aktife alınan sabit kıymetlerde kıst amortisman uygulamasına dikkat edilmelidir. Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir. Ayrıca, yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması, Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, maliyete eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete eklenerek amortisman konusu yapılması, gerekmektedir. 8.SGK ÖDEMELERİ Dönem sonunda beyannameler oluşturulurken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus SGK prim ödemeleridir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesine göre; hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu[7]’nun 88’inci maddesi hükmüne göre kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider olarak yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemeye göre, fiilen ödenen primlerin gider yazılması, ödenmeyenlerin ise KKEG atılması gerekmektedir. 9.STOK ENVANTERİ 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 186’ncı maddesi gereğince, envanter ise; bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir. Dönem sonunda işletmede mevcut olan stoklar sayılmalı, değerlemeli ve kaydi envanter miktarları ile fiili envanter miktarlarının birbirine eşit olduğu tespit edilmelidir. Bu işlemler olası bir envanter  incelemesinde oluşabilecek riskleri önleyecektir. Değerleme sonucu ortaya çıkan stok sayım noksanlıkları ve fazlalıkları doğrudan gelir gider hesaplarına yansıtılmak yerine sebebi bulunana kadar 197 Sayım Tesellüm Noksanları ve 397 Sayım Tesellüm Fazlaları hesaplarında takip edilmelidir. 10.MALİYETLER VE DÖNEM KÂRININ TESPİTİ Bilindiği üzere “Satılan Malın Maliyeti = Dönem Başı Stok + Dönem İçi Alışlar-Dönem Sonu Stok” formülü ile hesaplanır. Stokları değerlerken ise LIFO FIFO Ortalama Maliyet gibi farklı hesaplama yöntemleri kullanılabilir. Bu hesaplama farkları dönem sonu stokların tutarını ve de Satılan Malın Maliyetini etkileyen bir faktördür. LIFO yönteminin amacı, enflasyonist dönemlerde daha az vergi almak suretiyle işletmelerin öz varlıklarını korumaktır. Enflasyonist dönemlerde işletmeler üretimde kullandıkları direkt ilk madde ve malzemeyi aynı fiyatla satın alamadıklarından bu durum mali yapılarının bozulmasına neden olmaktadır. İşletmeler vergi matrahlarını oluştururken, vergi planlaması yaparken bu değerleme usullerinden hangisinin en uygun yöntem olduğuna karar vererek ona göre stok ve de maliyet hesaplaması yapmalıdırlar.     Saygılarımızla

  • 0 10/10/2018 tarihli ve 30561 sayılı Resmi Gazete’de, KDV Genel Uygulama Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 21 Seri No’lu Genel Tebliğ

    0.00 of 0 Oy

    10 Ekim 2018 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30561 TEBLİĞ Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan: KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 21) MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.4.3.1.) bölümünün yedinci ve sekizinci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş ve Hazineye ödenmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz. Sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen ve Hazineye ödenen bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizi alıcıdan aranır. Söz konusu vergi satıcı tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin ödenmemesi veya ödenecek KDV çıkmaması nedenleriyle Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar alıcıdan aranır.” MADDE 2 – Aynı Tebliğin (II/B-15.2.1.) bölümünün ikinci paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Üniversitelere yapılacak bağışlarda, uygulama imar planı, parselasyon planı veya vaziyet planı olmaması gibi nedenlerle inşaat ruhsatı alınamaması halinde, istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesinin onayında ruhsat yerine üniversitenin inşaatla ilgili sorumlu biriminin uygun görüşü aranır.” MADDE 3 – Aynı Tebliğin (III/B-3.1.1.) bölümünün sekizinci paragrafı ile (III/B-3.1.2.) bölümünün beşinci paragrafında yer alan “ay içi hesaplamalarda” ibaresi “ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 4 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.   Duyuru Numarası…….: 1209-2018 / 956 Tarih………………….. : 12.12.2018 Konu…………………...: 10/10/2018 tarihli ve 30561 sayılı Resmi Gazete’de, KDV Genel Uygulama Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 21 Seri No’lu Genel Tebliğ yayımlanmıştır. Tebliğde yapılan düzenlemeler yer almaktadır. Ve Bunun Üzerine     Tevkifat Uygulamasında Alıcının Vergi ve Ceza Sorumluluğu KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (I/C-2.1.3.4.3.1.) bölümünün yedinci ve sekizinci paragraflarında yapılan değişiklikler ile; a) Alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş ve Hazineye ödenmiş olması halinde, sorumlu alıcı adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmayacağı, b) Alıcı tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen verginin Hazineye geç ödenmiş olması halinde, normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizinin alıcıdan aranacağı, c) Alıcı tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin satıcı tarafından da ödenmemesi veya satıcının Ödenecek KDV’si çıkmaması halinde, Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamların alıcıdan aranacağı, açıklanmıştır. Üniversitelere Bağışlanacak Tesislerin Yapımına İlişkin İstisna KDV Kanunu’nun 13. maddesinin (k) bendinde düzenlenen istisna uygulamasında, genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köylere bağışta bulunacakların, bağışlayacakları tesise ilişkin uygulama projesi hazırlayıp inşaat ruhsatı alacakları, bağışlanacak tesisin ilgili idare ve kuruluşa ait bir taşınmaz üzerinde inşa edilmesi halinde tesise ilişkin uygulama projesi ve inşaat ruhsatı ilgili idare ve kuruluş tarafından alınacağı, bağışta bulunacakların, uygulama projesi ve inşaat ruhsatına uygun olarak hazırlayacakları istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesini ilgili idare ve kuruluşun onayına sunacakları KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (II/B-15.2.1) bölümünde açıklanmıştı. Tebliğin söz konusu bölümüne eklenen cümle ile üniversitelere yapılacak bağışlarda, uygulama imar planı, parselasyon planı veya vaziyet planı olmaması gibi nedenlerle inşaat ruhsatı alınamaması halinde, istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesinin onayında ruhsat yerine üniversitenin inşaatla ilgili sorumlu biriminin uygun görüşünün aranacağı belirtilmiştir. İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Doğan KDV İadesi Hesaplaması İndirimli orana tabi işlemlerde aylar itibariyle KDV iadesi hesaplamalarına ilişkin açıklamaların yapıldığı KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-3.1.1.) bölümünde, indirimli orana tabi işlemle ilgili hesaplanan vergi ile yüklenilen vergi arasındaki farkın, % 1 oranına tabi işlemler için işlem bedelinin % 17’sini, % 8 oranına tabi işlemler için ise işlem bedelinin % 10’unu aşan kısmın iade hesabına dahil edilmeyeceği, bu şekilde azami iade tutarının belirlenmesinde iade talebinde bulunulan döneme kadar yapılan toplam işlem bedelinin dikkate alınacağı ifade edilmiş, ay içi hesaplamalarda azami iade edilebilir tutarın aşılmasının bu durumu değiştirmeyeceği belirtilmişti. Tebliğ’in bu bölümde geçen “ay içi hesaplamalarda” ibaresi “ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle” şeklinde değiştirilerek, söz konusu ifade, ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle azami iade edilebilir tutarın aşılmasının bu durumu değiştirmeyeceği şeklinde düzeltilmiştir. Dolayısıyla ay içi hesaplamalarda genel idare giderleri veya amortismana tabi iktisadi kıymetlerden pay verilmiş olması halinde, % 1 oranına tabi işlemler için işlem bedelinin % 17’sini, % 8 oranına tabi işlemler için ise işlem bedelinin % 10’unu aşan kısım, ay içi hesaplamalarda da iade hesabına dahil edilmeyecektir. Doğrudan yüklenimler dolayısı ile aşım olması halinde durum değişmeyecek olup aylık iade talep edilebilecektir. Bu açıklamaya bağlı olarak, tebliğin (III/B-3.1.2.) bölümünün beşinci paragrafında yer alan “ay içi hesaplamalarda” ibaresi de “ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle” şeklinde değiştirilmiştir. İşlemin bünyesine doğrudan giren harcamalara ilişkin olarak yüklenilen verginin, azami iade tutarını aşması halinde mükellefin yıllık iadelerde, iade talebini aşan kısmı için münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirildiğini hatırlatmak isteriz. Ve Genel olarak yukarıdaki hususların dikkate alınması gerekmektedir. KDV Genel Uygulama Tebliği’nde değişiklik yapan 21 Seri No.lu Tebliğ, yayımı tarihi olan 10 Ekim 2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.   Saygılarımızla  

  • 0 Serbest Bölgelerdeki vergisel uygulamalarla ilgili olarak, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununu ve uygulamaları

    0.00 of 0 Oy

    Serbest Bölgelerdeki vergisel uygulamalarla ilgili olarak, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununu ve uygulamaları   Buna göre, Serbest Bölgeler Kanunun 6 ncı maddesinde Muafiyet ve Teşvikler düzenlenmiş olup;   “ Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayılır.   Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.     Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.   İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir. “ hükmüne yer verilmiştir.   Ayrıca 5084 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3 üncü Maddesinde ise;   Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin;    a) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.    b) Bu bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınır.    c) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır.    Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur. ’’ hükmü yer almaktadır.   A - Serbest Bölgelerde Yapılabilecek Faaliyet gösterilen Alanlar   -Üretim,                            -Bakım-onarım,  -Depo işletmeciliği,              -Sigortacılık, -Bankacılık,                         -Alım-satım,  -İşyeri kiralama,                  -Kıyı bankacılığı,  -Montaj-Demontaj,              -Finansal kiralama     B- Serbest Bölgelerde Vergi Usul Kanunu Uygulamaları   Genel Hükümler 3218 sayılı  Serbest Bölgeler Kanununun  6 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, serbest bölgelerde vergi kanunlarının uygulanmamasına yönelik hüküm yürürlükten kaldırılmış olduğundan, serbest bölgelerde faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin genel esaslar çerçevesinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmekte olup,  kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, Vergi Usul Kanununu hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığını yetkilidir. Vergi Usul Kanunu’nun 168. maddesine göre yeni işe başlayanların işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içerisinde işe başlama bildiriminde bulunması gerekmektedir. Bu nedenle 5084 sayılı yasa ile yapılan değişiklik (06.02.2004) sonrasında serbest bölgede faaliyet gösterenlerin bu bildirimde bulunması gerekir.   Serbest Bölgelerde faaliyette bulunanların defter tutma zorunluluğu ile ilgili olarak ise, 2005 hesap döneminden itibaren serbest bölgelerde ticari faaliyette bulunan bütün gerçek ve tüzel kişiler herhangi bir hadde bağlı kalınmaksızın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak bilanço esasına göre defter tutacaklardır. ( 345 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ) Diğer taraftan; tam mükellefiyete tabi gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) serbest bölgede faaliyette bulunan şubeleri ile serbest bölgede faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerin serbest bölge dışında ancak Türkiye sınırları içerisinde faaliyette bulunan şubeleri hariç olmak üzere, serbest bölgede faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilerden isteyenler, defter kayıtlarını Türk para birimi dışında (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, kuru günlük olarak belirlenen) herhangi bir yabancı para birimi ile de yapabilmeleri mümkün bulunmaktadır. ( 348 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ) Buna göre serbest bölgede faaliyet gösteren söz konusu mükellefler, Türk para birimiyle veya başka bir yabancı para birimiyle yapılan işlemlerini, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevirecekler, iktisadi işletmeye dahil kıymetlerin değerleri ile vergi matrahlarını kayıt yapılan para birimine göre tespit edecekler, ancak beyannamelerini (verilmesi gereken ayın ilk gününün kuruyla) Türk parasına çevirerek vereceklerdir. ( 348 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ) Vergi Usul Kanununun  174’ncü maddesinde ise, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap dönemi sonunda kapatılacağı ve ertesi dönem başından itibaren yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu, ancak takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun bulunmayanlar için bunların müracaatı üzerine Maliye Bakanlığının 12 şer aylık özel hesap dönemleri belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla,  Kurumlar Vergisi Kanunu ile beyannamenin verilme zamanı hüküm altına alınırken,  anılan  Kanunun gerek  28 gerekse 30 uncu maddesi ile Vergi Usul Kanununun “özel hesap dönemini” düzenleyen  174’ncü maddesindeki hükümlere göre hesap döneminin kapandığı ayın farklılık arz edeceği hususu dikkate alınarak, madde metninde beyanname verme zamanı ay adı belirtilmek suretiyle hüküm altına alınmamıştır.  Aynı durum,  geçici vergi beyannameleri içinde geçerli olup geçici vergi beyannamelerinin verilme zamanı da her ne kadar ay olarak kanun maddesinde belirtilmemişse de; örneğin hesap dönemi takvim  yılı olanlarda 1. geçici vergi dönemine ait  (01-03/2005) beyanname takip eden ikinci ayın 10’na kadar verileceğinden bu döneme ait beyannamenin  10 Mayıs tarihine kadar verileceği açıktır.   Müşterek Genel Giderler ve Amortismanların Dağıtımı   Merkezi veya şubesi serbest bölgelerde bulunan mükelleflerin, hem serbest bölgedeki faaliyetleri hem de serbest bölge dışındaki faaliyetlerine ilişkin müşterek genel giderler, merkezde ve şubede oluşan maliyetlerin toplam maliyetler içindeki oranı dikkate alınarak dağıtılacaktır. Maliyetlerin hesabında, merkezde ve şubede oluşan satılan malın maliyeti ile faaliyet giderlerinin toplamı dikkate alınacaktır.   Aynı şekilde hem serbest bölgelerde hem de serbest bölge dışındaki faaliyetlerde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin amortismanları, esas itibariyle her bir işte kullanıldıkları gün sayısı dikkate alınarak dağıtılması gerekmektedir. Hangi işlerde ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.   C- Serbest Bölgelerde Gelir ve Kurumlar Vergisi Uygulamaları   1- Geçiş Döneminde Gelir ve Kurumlar Vergisi istisnası: Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, 06.02.2004  tarihine kadar (bu tarih dahil) serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Faaliyet ruhsatı almak üzere ilgili mercilere başvurmuş olmakla birlikte, 06.02.2004 tarihine kadar henüz faaliyet ruhsatı alamamış mükelleflerin bu istisna hükümlerinden faydalanabilmeleri mümkün değildir. İstisna, sadece faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkindir. Dolayısıyla, serbest bölgelerde şubesi bulunan mükellefler ile işyeri, kanuni yada iş merkezi serbest bölgelerde olan mükelleflerin, bölgeler dışında yürüttükleri faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar istisna kapsamında değildir. Diğer taraftan, sözü edilen istisna serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin olduğundan, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlere teşmil edilebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı gelirleri istisna kapsamında değerlendirilecektir.     1. İstisna Kazanç Tutarı  Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan istisna, bir kazanç istisnasıdır. Dolayısıyla, mükelleflerin serbest bölgelerdeki faaliyetlerinden elde ettikleri hasılattan bu faaliyetlere ilişkin olarak yapılan giderlerin düşülmesi sonucu bulunacak kazanç, gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. İstisna kazancın doğru bir şekilde tespitinin yapılabilmesi açısından, istisna kapsamında olan faaliyetler ile diğer faaliyetlere ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi gerekmektedir. Serbest bölgelerde yürütülen ve istisna kapsamına giren faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde; bu zararların, diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün bulunmadığı gibi ertesi yıla devredilmesi de mümkün değildir.   2.İstisna Uygulamasında Süre Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan kazanç istisnası, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olduğundan, istisna uygulamasında süre mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen sürenin son günü (son gün dahil) bitecektir. 2- Ücretlerde Gelir Vergisi istisnası Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, 06.02.2004 tarihine kadar (bu tarih dahil) faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin serbest bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler, 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Örneğin, halen serbest bölgede faaliyet gösteren bir mükellefin kapasitesini genişletmesi dolayısıyla, serbest bölgede daha fazla personel çalıştırmaya başlaması halinde, bu personele ödenecek ücretler istisnadan yararlanacaktır. Serbest bölgede çalışan personelin çeşitli nedenlerle serbest bölge dışındaki iş yerinde çalıştırılmaya başlaması halinde, serbest bölge dışında çalışıldığı sürece ödenen ücretler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. İstisna, 06.02.2004 tarihi itibarıyla faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin bölgede istihdam ettikleri personele ödenecek ücretlere uygulanacağından, 07.02.2004 tarihinden itibaren ruhsat alan mükelleflerin çalıştırdıkları personele ilişkin ücretlerin istisnadan faydalanması mümkün değildir. Bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin 06.02.2004 tarihine kadar alınmış faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre; - 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa söz konusu istisna faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin bitiş tarihine kadar, - 31.12.2008 tarihinden daha sonraki bir tarihte sona eriyorsa söz konusu istisna 31.12.2008 tarihine kadar, uygulanacaktır.   3- İmalat Faaliyetlerine Uygulanacak İstisna Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnadan, bölgede yeni faaliyete geçen mükellefler ile faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin dolmasıyla normal vergileme rejimine tabi olacak mükellefler yararlanacaktır. Ancak; - Üretim dışı faaliyetlerden, - Serbest bölge dışında üretilen malların satışından, - Faaliyet ruhsatında belirtilen alan dışında üretilen malların satışından, - Serbest bölgede veya serbest bölge dışında fason olarak imal ettirilen ürünlerin satışından, elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. İstisna uygulamasında, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içine satılmasının bir önemi bulunmamaktadır. Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançların gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için; - Bölgelerde "imalat" faaliyetinde bulunmak üzere almış oldukları ruhsatın bir örneğini, - Sanayi sicil belgesi ve kapasite raporunun bir örneğini, - imalat faaliyetinde kullanılacak araç parkını gösteren bir listeyi, yeni mükellefiyet tesis ettirenler mükellefiyet tesisinde, halen serbest bölgelerde faaliyete devam edenler 2004 yılı sonuna kadar, durum değişikliklerinde ise (yeni bir alanda imalata başlayacak mükelleflerin bu durumu ruhsatlarına işlettirdikten sonra) değişikliği müteakip verecekleri ilk geçici vergi beyannamesi ekinde, ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. 4- İstisna Kapsamındaki Fason İmalat İstisna uygulaması açısından, imalat faaliyetinin serbest bölgede yapılması gerekmekte olup imalatın belli safhalarında dışarıdan fason hizmet satın alınması istisna uygulamasına engel teşkil etmemektedir. Ancak, - Fason imalatın sadece, sanayi sicil belgesi veya faaliyet ruhsatında yazılı üretim kapsamında yaptırılması, - Söz konusu istisna serbest bölgelerde yapılan imalata tanınmış olduğundan imalatın fason imalattan çok işletmenin kendi imalatından oluşması, - imalat faaliyetleriyle ilgili olarak istisnadan yararlanacak kazanç tutarının fiili kapasite kullanımı ile sınırlı olması, - iş riskinin ve organizasyonunun üstlenilmesi, - Ham madde ve yardımcı maddelerin temin edilmesi, Serbest bölgede imalat faaliyetinde bulunan bir mükellefin ticaretle de uğraşması durumunda, imalat faaliyetlerinden elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilecek; faaliyet ruhsatının 06.02.2004 tarihinden önce alınmış olması hali saklı kalmak kaydıyla, ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. Örnek 1- 06.02.2004  tarihinden sonra imalat faaliyetinde bulunmak üzere ruhsat almış ve serbest bölgedeki şubesinde ayakkabı imalatıyla uğraşan bir mükellefin aynı zamanda bölge dışında bulunan fabrikasında imal ettiği malları da serbest bölgedeki şubesi üzerinden ihraç etmesi durumunda; serbest bölgede imal edilen emtianın satışından elde edilen kazanç istisna kapsamında değerlendirilecek, serbest bölge dışında imal edilen emtianın satışı dolayısıyla şubede oluşan kazanç istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.   Örnek 2- 06.02.2004 tarihinden sonra ruhsat alan ve serbest bölgede oyuncak imalatı ile uğraşan bir mükellefin aynı zamanda ham bez ithal edip yurt içine veya yurtdışına satış yapması durumunda, oyuncak imalat faaliyetinden elde ettiği kazanç istisna kapsamında değerlendirilecek, ham bez ticaretinden sağladığı kazanç ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. Örnek 3- Serbest bölgede konfeksiyon imalatı ile uğraşan bir mükellefin, imal ettiği gömleklere ilişkin bitim işi olarak tabir edilen düğme dikimi, ütüleme vb. işleri fason olarak yaptırması halinde; fason olarak yaptırılan bu tür işlerin toplam işçilik maliyetindeki payı, işletmenin kendi imalatları dolayısıyla yüklendiği işçilik maliyetinden daha az oranda olacağından, söz konusu imalat faaliyetinden elde edilen kazancın tamamı istisna kapsamında değerlendirilecektir.       5- Tevkifat Uygulamaları Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin, 06.02.2004 tarihinden sonra Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamına giren ödemeler üzerinden tevkif ettikleri vergileri, bağlı bulundukları vergi dairesine mükellefiyet tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir. Örneğin, serbest bölgede faaliyet gösteren bir işletmenin yurtdışında mukim yabancı bir firmadan gayri maddi hakkın kiralanması veya satın alınması dolayısıyla bu yabancı firmaya yapacağı ödemeler ile avukatlık hizmeti dolayısıyla avukatına yapacağı serbest meslek ödemeleri üzerinden anılan maddeler uyarınca tevkifat yapılacaktır. Kar Paylarının Dağıtılması Halinde; Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki istisna hükmünün, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi bulunmamaktadır. Serbest bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu bölgelerde elde ettikleri kazançları dağıtmaları halinde, dağıtılan kar payları üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerekir. Mevduat Faizi ve Repo Gelirinde ise, Serbest bölgelerde faaliyet gösteren gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin serbest bölgelerdeki banka veya diğer finans kurumlarında bulunan mevduat hesaplarına tahakkuk ettirilen faizler ile repo kazançları üzerinden, 06.02.2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü veya Kurumlar Vergisi Kanunun 24 üncü maddeleri uyarınca vergi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Serbest bölgelerdeki banka şubeleri veya diğer finans kurumlarınca yapılacak olan söz konusu tevkifatlar, bu kurumlarca mahal vergi dairesine mükellefiyet tesis ettirilerek sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.   1.Beyan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların, bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan kestikleri vergileri ertesi ayın yirmisine kadar beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak, istisna uygulanması veya diğer nedenlerle tevkif edilen bir verginin olmaması durumunda muhtasar beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır.   İstisna Kazançların Beyanında ise, 06.02.2004 tarihinden önce faaliyet ruhsatı almış gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, bu tarihten sonra serbest bölgelerdeki faaliyetlerden elde edilen kazançların genel hükümler çerçevesinde beyan edilmesi gerekmektedir. istisnadan yararlanan kazançlar; gelir vergisi mükellefleri tarafından Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin "Tablo II" bölümünde yer alan "Diğer İstisnalar" satırında; kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ise Kurumlar Vergisi Beyannamesinin "Zarar Olsa Dahi indirilecek İstisnalar" bölümünde yer alan "Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar" satırında gösterilecektir. Bölgede faaliyet gösteren gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 06.02.2004 tarihinden sonra geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar çerçevesinde yerine getirmeleri gerekmektedir. istisna kazançlar, beyannamenin "Zarar Olsa Dahi İndirilecek istisnalar" satırında gösterilecektir.           Yatırım indirimi Uygulaması Gelir ve kurumlar  vergisi mükelleflerinin beyan ettikleri kazancın, sadece serbest bölgelerde elde edilen istisna kazançtan oluşması halinde sözü edilen istisna hükmü sebebiyle vergilendirilecek bir kazanç oluşmayacağından, mükellefler yararlanamadıkları yatırım indirimi tutarlarını her yıl Devlet istatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen artış oranında artırarak  kazançlarının oluştuğu yıllarda gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alabileceklerdir. ( 85 Seri No.lu KVK Genel Tebliği ) 1.Birleşme ve Devir Halleri Serbest  bölgede faaliyet gösteren bir firmanın, Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 36 ve 37 nci maddelerinde düzenlenmiş bulunan birleşme ve devir hallerinde tasfiyesiz olarak infisah etmesi ve bu meyanda infisah eden kurum adına düzenlenmiş bulunan faaliyet ruhsatının da Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından devralan kurum adına yenilenmesi ve yenileme işlemi sonrası da devralan şirketin bölgede faaliyet gösteriyor olması durumunda devralan şirket anılan Kanunun geçici 3 üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir. Diğer taraftan, yalnızca faaliyet ruhsatının devri veya satın alınması şeklinde gerçekleşen işlemler, Kanunun geçici 3 üncü maddesi ile öngörülen istisnalar kapsamında değerlendirilmeyecektir. ( 85 Seri No.lu KVK Genel Tebliği )     D- Serbest Bölgelerde Katma Değer Vergisi Uygulamaları   Genel Hükümler   3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Serbest Bölgelerle ilgili olarak yapılan düzenlemelere bakacak olursak;   Kanunun “ İhracat Teslimi ve Yurt Dışındaki Müşteriler İçin Yapılan Hizmetler “ başlıklı      12 nci maddesinin 1/b bendinde;   “ Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da yurt dışındaki müşteriye gönderilmek üzere yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.   İhracat teslimi yapılacak yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak mal miktarı ve cinsi ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı yetkilidir.       Gümrük antreposuna konulan malın ihracatının belirlenen sürede veya şartlara uygun olarak gerçekleşmemesi veya tevsik edilememesi hallerinde; ziyaa uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumludur. “ hükmüne yer verilmiştir.   Bununla birlikte, Kanunun 16 ncı maddesinde ithalat istisnası düzenlenmiş olup, 1/c bendiyle, Gümrük Kanunundaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların katma değer vergisinden müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.   Yine Kanunun 17/4 maddesinde Diğer istisnalar düzenlenmiş “ ı “ bendinde ise; “serbest bölgelerde verilen hizmetler” ibaresine yer verilmek suretiyle, serbest bölgelerde verilen hizmetlerin katma değer vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.     Diğer yandan, bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için;   - Teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması,   - Teslim konusu malın T.C. gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye vasıl olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.   "Dış ülkeye vasıl olma" ifadesinden de, malın gümrük hattını geçmesinin anlaşılması gerekmektedir.   Bu açıklamalar ışığında, serbest bölgelere yapılan mal teslimleri, yürürlükteki mevzuata göre belirlenen usul ve esaslara uygun olarak gerçekleştirildiği takdirde, ihracat istisnası hükümleri çerçevesinde işlem görecektir.   Diğer yandan, Serbest Bölgeler yurtdışı sayılamayacağından, Serbest Bölgeye Türkiye’den yapılan hizmet ifalarına ihracat istisnası kapsamında işlem yapılması ve söz konusu hizmetlerin katma değer vergisinden müstesna tutulması mümkün bulunmamaktadır.     Mükellefiyet   Serbest Bölgelerdeki katma değer vergisi uygulaması ile ilgili olarak yukarıda yaptığımız açıklamaları özetleyecek olursak, serbest bölgeler ülkenin siyasi sınırları içinde yer almakla birlikte gümrük hattı dışında kaldıkları için bölge sınırları içinde yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesnadır.   Bunun  yanında, Katma Değer Vergisi Kanununun 16/1-c maddesi gereğince serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar ile 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca serbest bölgelerde verilen hizmetler katma değer vergisinden müstesna olduğundan, bu hükümler uyarınca, münhasıran serbest bölgede faaliyet gösteren ve dolayısıyla işlemleri katma değer vergisinden istisna olan işletmelerin katma değer vergisi açısından mükellefiyet kaydının tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.   Serbest bölgelerde gerçekleştirilen teslim ve hizmetlerde katma değer vergisi uygulanmayacaktır. Ancak; Katma Değer Vergisi Kanununun 30/a ve 32 nci maddelerine göre, bu istisna kapsamına giren işlemler için yüklenilen vergilerin indirimi ya da mükellefe iadesi mümkün bulunmamaktadır.     E- Serbest Bölgelerdeki Damga Vergisi ve Harçlara İlişkin İstisna   Genel Hükümler              Serbest  Bölgeler Kanununun, 06.02.2004 tarih ve 25365 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 5084 sayılı kanun ile eklenen Geçici 3 üncü maddesine göre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 06.02.2004 tarihi itibariyle, yine bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin; bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna tutulmuştur.             Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, damga verisi ve harç istisnasından yararlanabilmek için, 06.02.2004 tarihi itibariyle serbest bölgelerde faaliyet göstermek üzere ruhsat alınmış olmasıdır. Bu tarih itibariyle ruhsat almış mükelleflerin bu bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleriyle ilgili işlemleri 31.12.2008 tarihine kadar damga vergisinden ve harçtan müstesna tutulmuştur.   F – Serbest Bölgelerdeki Vergi Uygulamaları İle İlgili Örnekler             Serbest bölgelerle ilgili olarak Vergi Kanunlarının uygulamasına yönelik yaptığımız genel açıklamalardan sonra uygulamada karşılaşılan ve Başkanlığımıza yansıyan olaylar ile ilgili açıklamalarda bulunacağız.   Serbest Bölgelerle İlgili Vergi Usul Kanunu Uygulama Örnekleri -Tam mükellefiyete tabi gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) serbest bölgede faaliyette bulunan şubeleri ile serbest bölgede faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilerden isteyenlerin, defter kayıtlarını Türk para birimi dışında (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, kuru günlük olarak belirlenen) herhangi bir yabancı para birimi ile de yapabilmelerine  olanak sağlayan 348 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 12/05/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe   girdiğinden, bu tarihten sonraki işlemlerde yabancı para cinsinden defterlerine kayıt etmeleri mümkün bulunmaktadır. Ancak, 01.01.2005-11.05.2005 tarihleri arasındaki işlemler YTL cinsinden defterlere kayıt edildiğinden, Defter-i Kebirdeki  hesap bakiyelerinin 12/05/2005 tarihindeki, 12/05/2005 tarihinden sonraki işlemlerin ise işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine  çevrilmesi gerekmektedir.           -Serbest Bölgelerde kullanılan jetonlu makinelerden yapılan işlemler sırasında bu makineler üzerindeki bilgilerin değiştirilemez, silinemez olması ve dışarıdan bir müdahalenin yapılamaması halinde, gün sonunda makinelerden alınan rapora dayanılarak “muhtelif müşteriler” ibareli toplu bir fatura düzenlenmesi Vergi Usul Kanunun mükerrer 257’nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun bulunmuştur.             -3218 Sayılı Kanunla düzenlenen Serbest Bölgelerde (5084 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde) yer alan işletmeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmuşlardır. 5084 Sayılı Kanun ile Serbest Bölgelerde bulunan tam ve dar mükelleflerin, serbest bölgelerdeki gelir veya kurumlar vergisi muafiyetleri sona erdirildiğinden, 06.02.2004 tarihi itibarıyla mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmektedir.             Diğer taraftan, geçiş dönemi ile ilgili olarak 5084 Sayılı Kanun ile 3218 Sayılı Kanuna geçici 3’üncü madde eklenmiş olup, geçici 3’üncü madde kapsamında yararlanan işletmelerin kazançları söz konusu maddede yazılı süreler itibarıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.                   Buna göre; 3218 Sayılı Kanunun geçici 3’üncü kapsamında olan işletmeler maddede yazılı sürelerin sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapmayacaklardır. 06.02.2004 tarihinden itibaren Serbest Bölgelerde faaliyete başlayacak mükellefler ise faaliyete başlayacakları dönemden itibaren enflasyon düzeltmesi hükümlerine göre düzeltme yapmak zorundadırlar.             -Vergi Usul Kanunu’na göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Serbest Bölgede faaliyet gösteren firmaya yabancı para cinsinden fatura düzenlenmesinde mahsur bulunmamaktadır. Söz konusu fatura yasal kayıtlara intikal ettirilirken (döviz kurları dikkate alınarak) Türk Parası cinsinden karşılığını dikkate alınması gerekmektedir.             -5084 Sayılı Kanunla bölgede faaliyet gösteren mükelleflere tanınan gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verildiğinden bastırılacak ve onaylatılacak belgelerde “Kurumlar Vergisinden Muaftır” ibaresine yer verilmeyecektir.             Satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren mükellefler 3100 Sayılı Kanuna göre Ödeme Kaydedici Cihaz kullanmak mecburiyetindedirler.           -Serbest Bölgelerde  faaliyet gösteren mükelleflerin Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 23’üncü uyarınca Bölge Müdürlüklerine onaylattırdıkları defter ve belgeleri kullanmaları uygun görülmüştür. 31.12.2004 tarihinden sonra başlayacak hesap dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde defter tutulması, belge ve kayıt düzenine uyulması gerekmektedir.             Bu nedenle Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler 213 ayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeleri kullanmaya başlayacaklardır. Bu belgeleri Başkanlığımızla anlaşmalı matbaa işletmecilerine bastırabilecekleri gibi noterlere tasdik ettirerek kullanabileceklerdir.     Serbest Bölgelerle İlgili Gelir ve Kurumlar Vergisi Uygulama Örnekleri   - 3218 sayılı Kanunun geçici 3 'üncü maddesinde yer alan istisna, sadece faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgede yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkindir. Dolayısıyla, sözü edilen istisnanın serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlerine teşmil edilebilmesi mümkün değildir.   - Kanuni veya iş merkezleri serbest bölgede olsa bile, 06.02.2004 tarihi itibariyle bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerekmektedir.   - 06.02.2004 tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı bulunan mükelleflerin, bu ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere, 06.02.2004 tarihinden sonra bölgedeki faaliyet gelirlerinin gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulması faaliyet dışı gelirlerinin ise bu kapsamda değerlendirilmemesi gerekmektedir.   - 06.02.2004 tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin, bu tarihten sonra bölgedeki faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerini Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde beyan etmeleri ancak, bu kazançlarını beyannamenin "Zarar Olsa Dahi indirilecek istisnalar" bölümünde yer alan "Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar" satırında göstermeleri; faaliyet dışı gelirlerini ise genel esaslar çerçevesinde beyan etmeleri gerekmektedir.           - 06.02.2004 tarihinden sonra faaliyet ruhsatı almış mükelleflerden;   İmalat faaliyeti ile uğraşanların elde ettikleri kazançlar, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacağından, bu faaliyetlerden elde edilen kazançların genel esaslar çerçevesinde beyan edilmesi ve bu kazancın beyannamenin ilgili satırında istisna kazançlar arasında gösterilmesi,   Faaliyet konusu mal imalatı dışında olanların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar anılan istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlarında genel esaslar çerçevesinde beyan edilmesi gerekmektedir.   - Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin 06.02.2004 tarihinden sonra geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar çerçevesinde yerine getirmeleri ancak, bu tarih itibariyle faaliyet ruhsatı bulunan mükelleflerin, istisna kapsamına giren kazançlarını faaliyet ruhsatlarında belirtilen sürenin son bulduğu tarihe kadar geçici vergi beyannamesinin "Zarar Olsa Dahi indirilecek istisnalar" satırında göstermeleri; faaliyet dışı kazançlarını ise geçici vergi matrahına dahil ederek genel esaslar çerçevesinde beyan etmeleri gerekmektedir.          - Kanuni ve iş merkezi serbest bölgelerde bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 06.02.2004 tarihinden sonra Gelir Vergisi Kanununun 94 'ncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24'ncü maddesi kapsamında nakden yada hesaben ödemelerde bulunmaları halinde, kestikleri vergileri kanuni ve iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine bu amaçla muhtasar beyanname yönünden vergi mükellefiyeti tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir.              - Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunulması halinde, imal edilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için kapasite raporu alınması ve bağlı bulunan vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.   - Yurt dışında yerleşik ve Türkiye'de ticaret sicili kaydı bulunmayan şirketlerin serbest bölge müdürlüğünden serbest bölgedeki işyerinde imalat faaliyetinde bulunduklarına ilişkin alacağı yazıyı ilk geçici vergi beyannamesi ekinde bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri yeterlidir.   - Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan ve kanuni veya iş merkezleri serbest bölgede bulunan şirketlerin tam mükellef olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup yıllık karın ortaklara kar payı olarak dağıtılması halinde Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında tevkifata tabi tutulması, ortaklar tarafından elde edilen gelirin Gelir Vergisi Kanununa göre menkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerekmekte, ancak ortaklar içinde yabancıların olması halinde bu ortağın tabiyetinde bulunduğu ülkeyle yapılan çifte vergilendirme anlaşması olması ve bu anlaşmanın kapsamına girmesi halinde bu hükümlerin uygulanacağı  tabiidir.   Diğer yandan, Geçmiş yıl karlarının kar dağıtımı yapılmadan şirket sermayesine eklenmesi halinde ise tevkifat yapılmaması gerekmektedir.   - Serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara ifa edilen muhasebe hizmetleri, davalarının takibi için yapılacak hizmetler ile hukuki danışmanlık hizmetlerinin karşılığı elde edilen gelirin, gelir vergisine tabi tutulması ayrıca, ilgili firmaların Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesi kapsamında tarafına nakden yada hesaben ödemelerde bulunmaları halinde, vergi tevkifatı yapmaları ve kestikleri bu vergileri kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine bu amaçla muhtasar beyanname yönünden vergi mükellefiyeti tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir.         - Geçici 62’nci madde uyarınca 31.12.2002 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen ve Kurumlar Vergisi Kanunu veya özel Kanunları uyarınca kurumlar vergisinden istisna edilen kazanca ilişkin ise (serbest bölge kazancı, teknoloji geliştirme bölge kazancı, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden elde edilen kazanç, Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 24 ve Geçici 28’inci maddelerinde düzenlenen istisna kazançlar gibi) dağıtılan karın bu kazançlara isabet eden kısmı üzerinden dağıtım sırasında gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Ancak 2003 ve müteakip yıllardaki hesap dönemlerinde elde edilen söz konusu istisna kazançların dağıtılması halinde, dağıtılan bu tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/6-b maddesi uyarınca, kar dağıtımına bağlı tevkifatın yapılması gerekmektedir.     - Limited şirket adına düzenlenmiş olan faaliyet ruhsatlarının, şirketin nev'i değiştirmesi dolayısıyla tasfiyesiz infisahı sonrasında Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'nce anonim şirket adına yenilenmesi işlemi; yeni bir müracaat olarak değerlendirilmeyerek düzenlenecek olan ruhsatın daha önce verilen ruhsatın başlangıç tarihinin esas alınarak düzenlenmesi halinde faaliyet ruhsatında belirtilen sürede herhangi bir değişiklik olmayacağından nev'i değişikliği işlemi sonrasında anılan Bölgede faaliyet gösterecek olan şirketinizin 3218 sayılı Kanunun geçici 3 'üncü maddesinde yer alan hükümlerden yararlanması mümkün bulunmaktadır.                - Serbest Bölgede faaliyet gösteren bir firmanın, Türk Ticaret Kanununun (146-152,185,451-454 ve 552) ilgili maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 37 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş bulunan devir ve birleşme dolayısıyla aktif ve pasifleri ile birlikte kül halinde Türkiye’de yerleşik bir başka firmaya katılarak tasfiyesiz olarak infisah etmesi ve bu meyanda infisah eden kurum adına düzenlenmiş bulunan faaliyet ruhsatının da Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünün 2002/20 sayılı İç Sirküleri uyarınca devralan kurum adına yenilenmesi ve yenileme işlemi sonrası da devralan şirketin bölgede faaliyet gösteriyor olması durumunda devralan şirket anılan Kanunun geçici 3’üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir. Diğer taraftan, yukarıda belirtilen şartlar yerine getirilmeksizin yalnızca faaliyet ruhsatının devri veya satın alması şeklinde gerçekleşen işlemler, 3218 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesinde yer alan faaliyet ruhsatının 06.02.2004 tarihinden önce alınmış olması şartını sağlamayacağından, Kanunun Geçici 3’üncü maddesi ile öngörülen istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.   Serbest Bölgelerle İlgili Katma Değer Vergisi Uygulama Örnekleri   - Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalara yapılan mal teslimleri, serbest bölgelerin gümrük hattı dışı olduğu ve bu teslimler için Dış Ticaret Rejimi hükümleri uygulandığından, bu teslimlerin genel usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmesi halinde, söz konusu teslimler Kanunun 11/1. maddesi gereğince ihracat istisnası kapsamında değerlendirilecektir.   - Serbest bölgeye ihraç edilen malların bölgedeki satıcılar tarafından tekrar Türkiye'deki bir firmaya satışı ithalat kapsamında Kanunun 1/2. maddesine göre katma değer vergisine tabi olup, ithal işlemi nedeniyle ödenmesi gereken verginin ithalatı gerçekleştirenler tarafından beyanı ve ödenmesi gerekmektedir.   - Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu'nun kaynakları arasında yer alan faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığında ödenecek ücretler, serbest bölgeyi işleten gerçek veya tüzel kişilerle yapılacak sözleşmelerde yer alan ödemeler gibi serbest belge içindeki faaliyetlerle ilgili ödemeler katma değer vergisine tabi olmayacaktır.   - Serbest bölgede bulunan firmaya yapılan fason hizmet işiyle ilgili olarak, fason hizmet bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin tevkifata tabi tutulmadan, fason hizmetini veren mükellef tarafından beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.     - Katma Değer Vergisi Kanununun 5035 sayılı Kanunla değişik 8/2 nci maddesi uyarınca fazla ve yersiz ödenen vergilerin indirim hakkına sahip olanlara iadesi 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (I) bölümünde yapılan düzenlemeler çerçevesinde mümkün bulunmaktadır.   Bu nedenle, Serbest bölgede bulunan firmaya karşı, serbest bölgede ifa edilen hizmetler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğine göre iade edilmesi mümkündür.             - Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinde ”.... Serbest Bölge adresli veya çıkışlı olup, deniz yoluyla gelen veya giden eşyanın, bölgenin denize rıhtımı olmaması veya limanı olmasına rağmen yakın bir limandan getirilmesi veya götürülmesi durumunda bölge ile olan bağlantısı, Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce tescilli ve Bölge Müdürlüğünce tanzim ve tescilli “Serbest Bölge İşlem Formu’na istinaden ve “Transit Beyannamesi” düzenlenmesine gerek kalmadan, ..... İdaresince görevlendirilecek memurun refakatinde gemiden doğrudan bölgeye alınmasıyla veya bölgeden gemiye götürülmesiyle sağlanır. Geminin bulunduğu yer ile bölge arasındaki koridor, serbest bölge olarak addedilir.             İfadesine yer verilmiş bulunmaktadır.             Sadece yukarıda belirtilen Serbest Bölge Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi çerçevesinde yapılan işlemler Kanunun 16/1-c maddesine göre istisna kapsamına girecek, bu istisna kapsamına giren işlemler için yüklenilen vergiler indirim veya iade konusu yapılamayacak olayın özelliğine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.             Bunun dışında, Türkiye’nin başka yerlerinden serbest bölgeye veya bu bölgeden Türkiye’nin diğer yerlerine yapılan taşımacılık işlemlerinde katma değer vergisi hesaplanarak beyan edilmesi gerektiği tabiidir.             - Serbest Bölgeler yurtdışı sayılamayacağından, 3218 sayılı Kanun gereğince kurulan ve serbest bölgelerde faaliyet gösteren “Serbest Bölge İşleticisi”ne Türkiye’den yapılan hizmetlerde ihracat istisnası kapsamında işlem yapılması ve söz konusu hizmetlerin katma değer vergisinden müstesna tutulması mümkün bulunmamaktadır.             - Serbest bölgede faaliyet gösteren firmanın, yurt dışındaki firmalardan ithal edilip serbest bölgede depolanan malları yurt içindeki müşterilere satılmasına ilişkin olarak, yurt dışındaki firmalara verdiği müşteri bulma hizmeti vergiye tabi olmayacaktır.             Öte yandan, Türkiye’deki firmalara yurt dışındaki satıcıların mallarının pazarlanmasında aracılık yapılması halinde hizmetten Türkiye’de yararlanıldığından, bu hizmetin katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir. İthalat komisyonu olarak ortaya çıkan bu işlemden doğan verginin hizmetten yararlanan yurt içindeki firmalar tarafından sorumlu sıfatı ile beyan edilmesi gerekmektedir.              - Serbest bölge içerisinde bulunan belediye arsasının serbest bölgeyi işletici şirkete satılması işlemi serbest bölgede gerçekleştiğinden katma değer vergisinden müstesnadır.             - Türk Telekom A.Ş. tarafından yurt içinden serbest bölgeye verilen telekomünikasyon hizmetleri katma değer vergisi ve özel iletişim vergisine tabi olacaktır.             Diğer yandan, Serbest bölge içerisinde faaliyet gösteren işletmeler tarafından bu bölge içerisindeki işletmelere verilen telekomünikasyon hizmetlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-ı maddesi kapsamında değerlendirilerek katma değer vergisinden istisna tutulması gerekmektedir.               - Serbest bölgede faaliyette bulunan şirkete ihraç edilen malzemelerin Katma Değer Vergisi Kanununun  11/1-a maddesi, bu malzemelerle ilgili olarak serbest bölge sınırları içerisinde ifa edilen montaj hizmetinin ise Kanunun 17/4-ı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.             - Hacizli malların serbest bölge dahilinde satışında katma değer vergisi uygulanmayacaktır. Ancak satışın serbest bölge dışında yapılması veya bölge içerisinde satılan malların serbest bölgeden Türkiye’ye ithali halinde genel hükümlere göre katma değer vergisi uygulanacağı tabiidir.             - Tecil – terkin uygulamasından yararlanılabilmesi için imalatın yurt içinde bulunan fabrikada yapılması ve imalatçı olma şartlarının taşınması gerekmektedir. İmalatın serbest bölgede yer alan şube fabrikasında yapılması ve oradan yurt içine getirilmesi ithalat hükmündedir. Bu durumda ithal edilen malların ihraç kaydıyla teslimi de mümkün olmayacaktır.             - Serbest bölgede kurulu ihracatçı firmalarda çalışan personelin taşınması hizmetinin katma değer vergisinden istisna tutulması mümkün bulunmadığından bu hizmet karşılığında düzenlenecek faturalarda genel oranda katma değer vergisi hesaplanarak tahsil edilmesi gerekmektedir.             - Serbest bölgeler gümrük hattı dışında olmakla beraber Türkiye siyasi sınırları içinde yer alan ancak yabancı ülke niteliği taşımayan yerler olduğundan, Türkiye’nin herhangi bir yerinden serbest bölgeye, serbest bölgeden Türkiye’nin herhangi bir yerine yapılacak taşıma hizmetlerine ait bedeller üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.   -  Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 50 nci maddesinde; “ Bölgede sigortacılık, nakliye acenteliği, gümrük komisyonculuğu, yeminli mali müşavirlik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve eksperlik gibi çeşitli hizmet faaliyetlerinde çalışmak isteyenler, Bölge Müdürlüğünden temin edecekleri "Giriş İzin Belgesi" ile bu hizmetleri yerine getirebilirler. “ açıklaması yer almaktadır.   Bu itibarla, yukarıda belirtilen hizmetlerin serbest bölgede ifa edilmesi ve Bölge Müdürlüğünden temin edilen giriş izin belgesinin bulunması halinde katma değer vergisi hesaplanmaması, hizmetlerin faaliyet ruhsatı, giriş izin belgesi olmadan yerine getirilmesi halinde, hizmet serbest bölge dışında ifa edilmiş sayılacağından katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir.     Serbest Bölgelerle İlgili Damga Vergisi ve Harçlara İlişkin Uygulama Örnekleri   - 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’na  5084 Sayılı Kanunun 9’uncu maddesi ile eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemlerin 31.12.2008  tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olacağı hüküm altına alındığından, geçici 3’üncü maddenin yürürlüğe girdiği  06.02.2004 tarihi itibariyle serbest bölgede faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak vergi dairelerine vermiş oldukları vergi beyannamelerinin damga vergisinden istisna edilmesi; 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin vergi dairelerine vermiş oldukları vergi beyannamelerinin ise damga vergisine tabi tutulmaları gerekmektedir.   - 5084 sayılı Kanunun 9’ncu maddesiyle eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendi söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği  06.02.2004 tarihine kadar (bu tarih dahil) bu bölgede  faaliyet ruhsatı almış olan gerçek ve tüzel kişilerin serbest bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetler ile ilgili olarak bölge içinde ve dışında yaptıkları işlemlerin, 31.12.2008 tarihine kadar Tapu Harcı’da dahil olmak üzere her türlü vergi, resim ve harçtan istisna edilmesi gerekmektedir.             Buna göre; Serbest Bölgede faaliyet gösteren Kooperatifin 06.02.2004 tarihi itibariyle Serbest Bölgede faaliyet ruhsatı almış olması nedeniyle,  Kooperatif adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin olarak, yapılacak işlemler 3218 Sayılı Kanununa 5084 sayılı Kanunun 9’ncu maddesiyle eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendi hükmü gereğince Tapu Harcından istisna edilmesi gerekmektedir.  

  • 0 2018 Yılında Bağımsız Denetime Tabi Olma Kriterleri 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilmiştir.

    0.00 of 0 Oy

    2018 Yılı İçin Bağımsız Denetime Tabi Olma Kriterleri   2018 Yılında Bağımsız Denetime Tabi Olma Kriterleri  26.03.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilmiştir. 01.2018 tarihinden itibaren 19.12.2012 tarihli 2012/4213 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen ve 16.02.2016 tarih ve 2016/8549 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Revize edilen hadler 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2018 Yılı için tekrar revize edilmiştir. 2018 Yılı için yeniden belirlenen 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde bağımsız denetime tabi olup; Tek Başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini iki yılda sağlayan şirketler, 6102 Sayılı TTK ve 660 Sayılı Kamu Gözetim Kurumu’na ait Kanun Hükmünde Kararname gereğince bağımsız denetime tabidir. Söz Konusu 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre; a) Herhangi bir ölçüt olmaksızın (I) Sayılı Listede belirtilen tüm şirketler, b) Aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan diğer şirketleri, 1)Sermaye Piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen  ancak 6.12.2012 tarih ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Kapsamında halka açık sayılan şirketler için eşik değer; a) Aktif toplamı 15 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 20 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 50 ve üstü, 2)Ekli II Sayılı Listede belirtilen şirketler için eşik değerler; a) Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 125 ve üstü, 3) 1 ve 2 numaralı alt bentlerde belirtilenler kapsamında olmayan diğer tüm şirketler için eşik değerler; ( Genel Ölçütler;) a) Aktif toplamı 35 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 70 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 175 ve üstü, olarak belirlenmiştir. (Tam Liste için ek-1 bakınız.) Ayrıca  Kamu Gözetim Kurumunun 21.08.2014 tarih ve 75935942-050.01.04-(01/26) Sayılı Kararına ekli listedeki şirketler TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına) göre Rapor üretirken Listede yer almayan şirketler isteğe bağlı olarak TFRS’ye göre veya MSUGT (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği) Kapsamında  Finansal Raporlarını ve Denetimini yaptırabileceklerdi. Ancak BOBİ Finansal Raporlama Standardı yayınlanmasıyla söz konusu MSUGT kapsamında raporlama yapan tüm şirketler 01.01.2018 ve sonraki Finansal Raporlarını ve Bu finansal Raporların Denetimi BOBİ FRS.’ye göre yapması gerekecektir. BOBİ FRS içerisinde yer alan Büyük işletme kriteri ayrıca belirlenmiş olup, BOBİ FRS.nin Büyük İşletmelere ait işlemlerinde uygulanacaktır. Büyük İşletme Ölçütleri; a) Aktif toplamı 75 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 150 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 250 ve üstü,   2018 YILI BAĞIMSIZ DENETİM RAPORLAMA KRİTERLERİ: Bu durumda mevcut düzenlemelere göre, 2018 Yılı içerisinde Bağımsız Denetim için   19.12.2012 tarihli 2012/4213 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen ve 16.02.2016 tarih ve 2016/8549 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Revize edilen ve Son olarak 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile REVİZE edilen hadler çerçevesinde bağımsız denetime tabi olup; Kamu  Gözetim Kurumu’nun 21.08.2014 tarih ve 75935942-050.01.04-(01/26) Sayılı kararının ekinde belirlenen işletmeler TFRS.’ye  göre Raporlama yapacaktır. Kamu Gözetim Kurumunun 21.08.2014 tarih ve 75935942-050.01.04-(01/26) Sayılı Kararına  ekli listedeki şirketler TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına) göre Rapor üretirken I ve II Sayılı Listede yer almayan şirketler isteğe bağlı olarak TFRS’ye göre veya MSUGT (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği) Kapsamında  Finansal Raporlarını ve Denetimini yaptırabileceklerdi. Ancak BOBİ Finansal Raporlama Standardı yayınlanmasıyla söz konusu MSUGT kapsamında raporlama yapan tüm şirketler 01.01.2018 ve sonraki Finansal Raporlarını ve Bu finansal Raporların Denetimi BOBİ FRS.’ye göre yapması gerekecektir.       SONUÇ :   2018 Yılında ise, (2016 ve 2017 Yılı Verileri değerlendirilerek)26.3.2018 tarih ve 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulunca belirlenen kriterleri aşanlar Bağımsız Denetime Tabi olacaktır.   2018 Yılında Bağımsız Denetime Tabi olacak Şirketler yukarıda belirlenen Kriterlere göre (2016 ve 2017 Yılı Verileri değerlendirilerek ) belirlenmektedir.   Söz Konusu 2018/11597 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre Bağımsız Denetime Tabi Şirketler; a) Herhangi bir ölçüt olmaksızın (I) Sayılı Listede belirtilen tüm şirketler, b) Aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan diğer şirketleri, 1)Sermaye Piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen  ancak 6.12.2012 tarih ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Kapsamında halka açık sayılan şirketler için eşik değer; a) Aktif toplamı 15 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 20 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 50 ve üstü, 2) Ekli II Sayılı Listede belirtilen şirketler için eşik değerler; a) Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 125 ve üstü, 3) 1 ve 2 numaralı alt bentlerde belirtilenler kapsamında olmayan diğer tüm şirketler için eşik değerler; ( Genel Ölçütler;) a) Aktif toplamı 35 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 70 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 175 ve üstü, olarak belirlenmiştir. (Tam Liste için ek-1 bakınız.) Ayrıca Kamu Gözetim Kurumunun 21.08.2014 tarih ve 75935942-050.01.04-(01/26) Sayılı Kararına ekli listedeki şirketler TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına) göre Rapor üretirken I ve II Sayılı Listede yer almayan şirketler isteğe bağlı olarak TFRS’ye göre veya MSUGT (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği) Kapsamında  Finansal Raporlarını ve Denetimini yaptırabileceklerdi. Ancak BOBİ Finansal Raporlama Standardı yayınlanmasıyla söz konusu MSUGT kapsamında raporlama yapan tüm şirketler 01.01.2018 ve sonraki Finansal Raporlarını ve Bu finansal Raporların Denetimi BOBİ FRS.’ye göre yapması gerekecektir. I SAYILI LİSTE (Tümü Bağımsız Denetime Tabidir.) 1) Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden; a) Yatırım kuruluşları, b) Kolektif yatırım kuruluşları, c) Portföy yönetim şirketleri, ç) İpotek finansmanı kuruluşları, d) Varlık kiralama şirketleri, e) Merkezi takas kuruluşları, f) Merkezi saklama kuruluşları, g) Veri depolama kuruluşları,  ğ) Derecelendirme kuruluşları, h) Değerleme kuruluşları, ı) Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören anonim şirketler. i)Bir Borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmekle birlikte halka arz etmeksizin pay hariç sermaye piyasası aracı ihraç eden (ihraç ettikleri sermaye piyasası araçlarının itfa edildiği hesap döneminin sonuna kadar) veya bu amaçla Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış geçerlilik süresi bulunan ihraç belgesi olan anonim şirketler, 2) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden; a) Bankalar, b) Derecelendirme kuruluşları, c) Finansal holding şirketleri, ç) Finansal kiralama şirketleri, d) Faktoring şirketleri, e) Finansman şirketleri, f) Varlık yönetim şirketleri, g) Finansal holding şirketleri üzerinde 5411 sayılı Kanunda tanımlandığı şekliyle nitelikli paya sahip olan şirketler. 3) 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında faaliyet göstermekte olan sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri. 4) İstanbul Altın Borsasında üye olarak faaliyet göstermesine izin verilen yetkili müesseseler, kıymetli madenler aracı kurumlan, kıymetli maden üretimi veya ticareti ile iştigal eden anonim şirketler. 5) 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu I hükümleri uyarınca anonim şirket halinde kurulan tarım ürünleri lisanslı depo şirketleri ile  11.8.1982 tarihli ve 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu hükümleri uyarınca Anonim Şirket şeklinde kurulan şirketler. 6) Ulusal karasal, uydu ve kablolu televizyon sahibi medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar;             a)Karasal ortamda ulusal televizyon yayını yapma hakkı,             b)Uydu televizyonu yayın lisansı,             c)Birden fazla ile yönelik kablolu televizyon yayın lisansı,   (II) SAYILI LİSTE (Belirlenen Kriterlere göre Bağımsız Denetime Tabidir) Ekli II Sayılı Listede belirtilen şirketler için eşik değerler; a) Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası. b) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası. c) Çalışan sayısı 125 ve üstü, 1) Sermayesinin en az % 25′i kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, sendikalara, derneklere, vakıflara, kooperatiflere ve bunların üst kuruluşlarına doğrudan veya dolaylı olarak ait olan şirketlerden aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayanlar. 2) Yurt çapında günlük olarak gazete yayımlayan şirketlerden aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayanlar. 3) Çağrı Merkezleri hariç olmak üzere, 15.12.2004 tarih ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 5.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 9.5.2013 tarihli ve 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu  ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesi kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu denetimine tabi olan şirketler 4) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan Lisans, Sertifika veya yetki belgesi alıp bu kurum düzenlemelerine tabi faaliyet gösteren şirketler, 5) I Sayılı Liste kapsamında olanlar hariç olmak üzere; a) Gayri faal olan veya faaliyetleri geçici olarak durdurulan veya iptal edilmiş olan (gerekli ana sözleşme değişiklikleri ve benzeri prosedür işlemleri henüz gerçekleştirilmemiş olanlar dahil) iştirak ve şirketler hariç olmak üzere, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonunun (TMSF) (iştirakleri ile mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanun kapsamında TMSF tarafından denetimi ve yönetimi devralınan şirketler, b) 8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile sermayesinin en az % 50′si belediyelere ait olan şirketler,    

  • 0 BAĞIMSIZ DENETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

    0.00 of 0 Oy

    BAĞIMSIZ DENETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 - 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şeklinde değiştirilmiştir. "(3) Faaliyet izni askıya alınanlar, denetim faaliyetinde bulunmayacağını beyan edenler ve sürekli eğitim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler sicilde gayri faal olarak gösterilir." MADDE 2 - Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "(7) Sürekli eğitim yükümlülüğünü yerine getirmeyen denetçiler, bu yükümlülüklerini yerine getirene kadar denetim yapamazlar ve denetim ekiplerinde görevlendirilemezler." MADDE 3 - Aynı Yönetmeliğin 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "f) 25 inci maddede öngörülen sürekli eğitim programlarını tamamlamayanların denetçi olarak faaliyet göstermesi veya denetim ekiplerinde görevlendirilmesi," MADDE 4 - Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 5 - Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve 31/12/2016 tarihine kadar müracaat etmeleri halinde" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 6 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 - Bu Yönetmelik hükümlerini Kurum Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmi Gazete'nin Tarihi Sayısı 26/12/2012 28509 Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmi Gazete'nin Tarihi Sayısı 1- 21/10/2014 29152 2- 22/12/2015 29570 3- 21/7/2017 30130  

  • 0 Gayrimenkul Satışında Yeni Dönem Başlıyor 01 01 2019

    0.00 of 0 Oy

    Gayrimenkul Satışında Yeni Dönem Başlıyor Değerleme Sistemi kurularak Satış işlemleri gerçek değerinin altında Beyan edilmesi kesinlikle olmayacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ülke geneli için değer haritası çıkaracak, il il, ilçe ilçe arsa, konut ve ticari birimlerin değerleri tespit edilecek. Böylece kimse satış işlemlerini gerçek değerinin altında gösteremeyecek. 500 bin liralık ev satılıyorsa tapuda 200 bin lira üzerinden işlem yapılmayacak. Gayrimenkul sektörünü ve alım-satım işlemi yapacak vatandaşları etkileyecek köklü bir düzenleme yolda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 100 günlük icraat planlarını açıklarken, ‘Taşınmaz Değerleme Sistemi kurulacak’ demişti. Bu sistem ve işleyişi ile ilgili detaylar da belli oldu. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ülke geneli için il il, ilçe ilçe değer analizi yapacak.  Değerler periyodik olarak takip edilerek artış ve düşüşler yansıtılacak. Deprem ya da terör gibi nedenlerle ortaya çıkan değer değişimleri takip edilecek, kamu yatırımları ve düzenlemeleri sonucu ortaya çıkan değer artışları da sisteme eklenecek. Ülke genelinde çıkacak değer haritasının amacı yapılan satışların gerçek değer üzerinden gösterilmesini zorunlu kılmak ve adil bir emlak vergi sistemi kurulmasını sağlamak. Gülistan Alagöz'ün Hürriyet'teki haberine göre, vatandaş 500 bin liralık ev aldığında bunu 200 bin lira diye gösteremeyecek ve gerçek değer üzerinden harç ödeyecek. Bölge değerinin altına işlem yapan vatandaş ya da firma uyarılacak, işlem yapıldıysa Hazine ve Maliye Bakanlığı ilgili birimlerince inceleme yapılacak. Değer haritasının oluşması çalışmalarının 3 yıl içinde tamamlanması ve 2022 başında ülke genelinde devreye girmesi hedefleniyor. Ancak bu süre tamamlanana kadar ara dönem için de bir formül bulundu. Tapu harçlarının piyasa değeri üzerinden alınabilmesine imkan tanımak amacıyla, satış işlemlerinden ‘değerleme raporu’ alınmasına dair acil eylem planı hazırlandı. Satış işlemlerinde değerleme raporu istenmesi ile ilgili zorunluluk Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün çalışmaları devam eden yönetmeliği ile getirilecek. Tasarlanacak sistemle vatandaş çağrı merkezi, web sitesi yada Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) denetimindeki değerleme firmalarına başvurarak taşınmazının değerlenmesini yaptırabilecek. Edinilen bilgilere göre bakanlık bu değerleme sisteminin ek maliyet getirmemesi için de çalışma yapıyor. Bir konutsatışında değerleme raporunun 250-300 lira gibi bir bedelle alınması planlanıyor.   ‘Taşınmaz Değerleme Sistemi’nin bir diğer amacı ise yatırımcı için yer seçim analizi yapılması. Hem yerli hem de yabancı yatırımcılar bu haritalar üzerinden değer artış hızını ve oranını görebilecek. Buradan elde edilecek veriler yer seçim analizi için çok değerli olacak. Belediyeler de kamulaştırma çalışmalarında bu sistemi kullanacak. Sistem 2022’de tam anlamıyla çalışmaya başladıktan sonra süreç izlenecek, eğer Maliye Bakanlığı ile ortak çalışma yapılırsa belediyelere ödenen emlak vergisinde de bu sistemdeki bilgilerden faydalanılacak.  Gayrimenkul alım-satımında mülkün yüzde 4’ü (31 Aralık’a kadar yüzde 3’ü) tapu harcı olarak ödeniyor. Bunu alıcı ve satıcı yarı yarıya paylaşıyor. Söz gelimi 500 bin liralık bir evde 10 bin lira alıcı 10 bin satıcı 20 bin lira tapu harcı ödüyor. Ama bu evin değerini 200 bin lira olarak beyan ederlerse tapu harcı 8 bin liraya düşüyor. Evini 5 yıl içinde satanlar, aldığı ve sattığı fiyat arasındaki farkın yüzde 15-35’i arasında vergi ödüyor. Vatandaşın beyanındaki rakamlarda işlemlerin yapıldığını belirten Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Avukat Ali Güvenç Kiraz, “Belediyenin belirlediği rayiç değerler vardır. Bunlar piyasa değeriyle aynı değil. Diyelim ki belediyenizin belirlediği rayiç değere göre sizin evin değeri 150 bin TL. Ama piyasa değeri 300 bin. Bu evi 150 bin liradan düşük fiyata satamazsınız. Çoğu zaman vatandaş daha az harç ödemek için rayicin biraz üstünde ama gerçek değerin altında rakam beyan ediyor. Mesela 151 bin diyor. Evi satarken 151 bin TL banka yoluyla ödendi, kalan tutarı kayıtlı olmayan bir kaynaktan ve elden ödendiyse Maliye bunu yakalayamıyor. Ama alıcı 300 bin bankadan çekti, 151 bini transfer edip kalanı elden ödedi. Maliye ‘neden bankadan 300 bin lira çektin’ diyerek durumu tespit ediyor. Satışta hata varsa 1 ay içinde vatandaşı aradaki farkın harcını öder ve usulsüzlük cezası kesilir” dedi. Saygılarımızla.    

  • 0 7143 Sayılı Kanun Kapsamındaki 2 Taksit Ödemeleri Hakkında

    0.00 of 0 Oy

    7143 Sayılı Yapılandırma Kanunu 2. Taksit Ödemesi İçin Son Gün 30 Kasım 2018  7143 Sayılı Kanun ile matrah artırımı düzenlemesi getirilerek, matrah artımında bulunan mükellefler için artırdıkları dönem ve vergi türleri itibariyle vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacağı açıklanmıştı. Bu duruma Göre Aşağıdaki Hususlara Dikkat Edilmesi Gerekmektedir. Hazırlanan Tebliğe göre, matrah artırımından doğan vergilere Eylül ayı sonundan başlamak üzere ikişer aylık taksitler halinde ödeme imkanı getirilmiş ve önceki matrah artırımını düzenleyen 6111 ve 6736 Sayılı Kanunlardan farklı olarak, 7143 Sayılı kanunun getirdiği imkânlardan yararlanmaya devam edilmesi için ilk iki taksitin süresinde ödenmesi gerekmektedir. Ve Hususta İse….. 7143 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun kapsamında yapılandırılan borçların 2. taksit ödeme dönemi devam ediyor.  Ayrıca, taksitli ödeme seçeneği tercih edilmiş olmasına rağmen, kalan taksitlerin tamamının peşin olarak 2. taksit ödeme süresi içinde (30 Kasım 2018) ödenmesi halinde taksitli ödeme seçeneği için uygulanan katsayılar kaldırılacak olup;  Hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı üzerinden %50,  İdari para cezalarının aslından %12,5,  oranında indirim yapılacaktır.  Ödemelerinizi; İnteraktif Vergi Dairesi uygulamamızdan (IOS ve Android), Başkanlığımız resmi internet sayfasında (www.gib.gov.tr) yer alan “Borç Sorgulama ve Ödeme” bölümünden 02:00 - 22:00 saatleri arasında anlaşmalı bankaların banka kartı/kredi kartı, banka hesabından havale yöntemi  ve yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlar ile, Anlaşmalı banka şubelerinden ve PTT İşyerlerinden, Vergi dairelerinden,  yapabilirsiniz.  İnternet üzerinden yapılacak ödemelerde herhangi bir mağduriyetin oluşmaması için, tarayıcıya “www.gib.gov.tr” adresi yazılarak giriş yapılmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

  • 0 SERBEST BÖLGE İŞLEMLERİ VE Bölge İşlem Formları Hakkında

    0.00 of 0 Oy

      SERBEST BÖLGE İŞLEMERİ VE Bölge İşlem Formları Hakkında     I.       SERBEST BÖLGEYE GİRİŞ 1. GİRİŞ İŞLEMİ İÇİN SBİF (Serbest Bölge İşlem Formu) TEMİN EDİLMESİ     Serbest Bölgeye giriş yapacak olan transit/ihracat rejimi kapsamı eşya için TPS (Tek Pencere Sistemi) üzerinden; İhracat beyannamesine konu olan eşya için 0961 Kodlu SBİF, 5000 USD ve altı sarf ve demirbaş malzemesi için (ihracat beyannamesi verilmesine gerek olmayan eşya için) 0992 kodlu SBİF, Mükellef tarafından temin edilecektir.     İşlem yapılacak olan serbest bölgenin fiziki altyapısı eşyanın muayene işlemlerinin dışarıda yapılmasına imkân sağlıyorsa; TPS üzerinden alınan 0961 kodlu SBİF’e ait ID/Satır no ihracat beyannamelerinin 44 nolu hanesinde refere edilerek, serbest bölgeye giriş yapacak eşya için ihracat beyannamesi tescil   Serbest Bölgenin fiziki altyapısı muayene işlemlerinin dışarıda yapılmasına uygun değil ise; ihracat beyannamesine ilişkin bilgiler Bakanlığımız web sitesi e-işlemler bölümünde yer alan serbest bölge "ön beyan" programında beyan edilecektir. Bu durumda eşya serbest bölgeye alındıktan sonra beyanname tescil edilecektir. Tescil/Onay ve muayene işlemleri tamamlanan ihracat beyannamesinin numarası "gözetim" ile görevli memur tarafından BİLGEV2 üzerinde refere edilerek onaylanacaktır.     5000 USD ve altı sarf ve demirbaş malzemesi için TPS üzerinden temin edilen 0992 kodlu SBİF için beyanname tescil edilmeyecek olup, söz konusu 0992 numaralı SBİF’in  düşüm işlemleri Serbest Bölge Giriş Çıkış Programı üzerinden yapılacaktır.   2. ÖN BEYAN İŞLEMLERİ     Serbest Bölgeye giriş işlemlerinde Bakanlığımızın resmi web sitesi “e-işlemler” menüsü altında yer alan “Serbest Bölge Ön beyan” programı kullanılacak olup, kullanıcı adı ve şifre gümrük idarelerinden temin edilecektir. Programa https://uygulama.gtb.gov.tr/serbestbolgeonbeyan adresinden de ulaşılması mümkün bulunmaktadır.   Serbest Bölge Ön Beyan Programına giriş yapıldıktan sonra “form oluştur” butonu seçilerek ön beyan işlemine başlanır. 2.1.Ön Beyan Genel Bilgiler Ekranı     Yeni form oluştur seçeneği ile açılan ekranda öncelikle giriş/çıkış işlemine ilişkin olarak genel bilgilerin yer aldığı ekran aşağıda yer alan hususlar göz önüne alınarak doldurulacaktır.     Ön beyan genel bilgiler kısmında giriş/çıkış işlem yönü, aracın ticari olup olmadığı, giriş nedeni ve yük durumu bilgileri   Giriş yönünde işlem yapacak olan araçlar hem ticari olarak hem de yük durumu boş olarak seçilirse, çıkış işlemi esnasında sistem, aracın yük durumunu ve çıkış beyanında SBİF kaydının olup olmadığını kontrol   Serbest Bölgeye giriş yapacak araç için sistemde belirlenen giriş nedenlerinden biri seçilecektir.   Muhtelif gümrük idarelerinden eşya alınarak devam edecek olan transit işlemlerinde (parsiyel taşımalarda) program üzerinde serbest bölgeye giriş nedeni olarak "Kısmi Yükleme" seçilecektir.   Transit işlemlerinde bir araç içerisinde birden fazla transit beyannamesi bulunuyorsa ve yalnızca bir transit beyannamesi kapsamı eşya serbest bölgeye boşaltılacak ise giriş nedeni olarak “Kısmi Boşaltım” seçeneği seçilecektir.     Giriş nedeni olarak “Kısmi Boşaltım” seçilen ön beyanlarda aracın içerisinde bulunan tüm transit beyannameleri bilgi amaçlı olarak ön beyanda   Ön beyanda, giriş işlemi yapılmak istenilen Serbest Bölgenin Bağlı olduğu Gümrük idaresi aratılarak sistem üzerinden seçilecektir.   Aracın plakası ve varsa dorse/şase numaraları ön beyanda     Genel bilgi ekranında yer alan tüm alanlardaki bilgiler doldurulduktan sonra kaydet butonuna basılarak söz konusu bilgiler sisteme kaydedilir.   2.2. SBİF Bilgileri     Araç bilgileri kaydedildikten sonra SBİF ekle butonuna basılır, açılan pencerede SBİF e-belge ID/satır no yazılarak bilgiler TPS sistemi üzerinden çağrılır. (miktar, miktar birimi, SBİF tarihi, firma unvanı ve firma vergi no otomatik olarak gelecektir)   BİF e-belge ID/satır no haricinde herhangi bir numara ile sistem üzerinde hiçbir şekilde SBİF beyanı yapılamayacaktır.   Ön beyan programı/SBİF bilgileri ekranı üzerindeki brüt ve net ağırlık, kap adedi ve kap adedi birimi alanları mükellef tarafından manuel olarak doldurulacaktır. 2.3. BEYAN Bilgileri     Serbest bölgeye giriş işlemi için temin edilen SBİF bilgileri kaydedildikten sonra “Beyan Ekle” butonu tıklanarak giriş işlemine konu beyan bilgilerinin girişi yapılacaktır.   Beyan bilgilerinde beyan türü olarak “5000 USD altı işlem” seçilmiş ise, TPS üzerinden düşümlerin sağlıklı yapılabilmesini teminen, miktar birimi ve miktar bilgileri zorunlu alanlar olarak tanımlanmış olup, 0992 kodlu e-belgeden düşüm yapılacak miktarın söz konusu alana yazılması   Ön beyanda giriş nedeni olarak “Kısmi Boşaltım” seçilmiş ise aracın içerisinde yer alan tüm transit beyanlarının numaraları sisteme yazılacaktır. Sisteme eklenen beyannamelerden hangisinin kapanacağının belirlenmesi amacıyla “beyan kapanacak mı” sorusu sistemde oluşturulmuş olup, söz konusu alan zorunlu tutulmuştur.   Beyan türü olarak “TR, EX ya da TIR” seçilmiş ise, kap adedi, kap adedi birimi ve brüt, net ağırlık alanlarına veri girişi zorunlu hale getirilmiştir.   Beyan türü olarak “TR, EX ya da TIR” seçilmiş ise “beyan açma türü parçalı mı?” sorusu zorunlu hale getirilmiştir.   2.4. Konteyner Bilgileri     Serbest bölgeye giriş/çıkış yapacak eşya konteyner içerisinde yer alıyorsa, “konteyner ekle” seçeneği ile konteyner numarası sistemde beyan edilecektir. Tüm işlemlerin tamamlanmasını müteakip bilgiler sisteme aktarılacaktır. Ön beyanda herhangi bir düzeltme işlemine ihtiyaç hâsıl olması durumunda ise güncelleme yapılmak suretiyle bilgiler değiştirilerek ön beyan için onay verilecektir. Onay işleminin ardından giriş işlemine bir tescil numarası verilerek bilgiler sisteme aktarılacaktır. Serbest bölgeye giriş aşamasında kapıda “plaka numarası” ya da ön beyan için alınan “tescil numarası” görevli memura beyan edilecektir.     II.      ÇIKIŞ İŞLEMLERİ   Serbest Bölgeden çıkış yapacak olan transit/ihracat rejimi kapsamı eşya için TPS üzerinden 0961 Kodlu SBİF temin   TPS üzerinden alınan 0961 Kodlu SBİF’e ait ID numarası 44 nolu hanede refere edilerek serbest bölgeden çıkış yapacak eşya için ithalat beyannamesi tescil/onay işlemi yapılacaktır.   Yükümlü tarafından Bakanlığımızın web sitesi üzerinde yer alan serbest bölge giriş çıkış ön beyan programı üzerinden çıkış işlemi için ön beyan   Teslim alınmış statüdeki ithalat beyannamesinin muayene işlemleri serbest bölge içerisinde belirlenen gümrüklü sahada yapılacaktır. İthalat beyannamesine ilişkin muhasebe işlemleri tamamlanacak ve serbest bölge giriş çıkış programı üzerinde gerekirse güncelleme yapılarak gözetim memuru onayı verilecektir.     Gözetim onayı verilmesinin ardından serbest bölgeden çıkış işlemi program üzerinde muhafaza onayı ile tamamlanacaktır.                   SAYGILARIMIZLA

  • 0 Sigorta borcu biriken milyonlarca vatandaş 30 Kasım’a kadar başvurduğunda borçları aylık 60 liraya güncellenecek ve düşecek. Geliri düşük olanların tüm borcu silinecek

    0.00 of 0 Oy

    BİRİKEN SGK BORÇ ÖDEMESİ HAKKINDA ????   Milyonlar Borçtan Kurtuluyor Sigorta borcu biriken milyonlarca vatandaş 30 Kasım’a kadar başvurduğunda borçları aylık 60 liraya güncellenecek ve düşecek. Geliri düşük olanların tüm borcu silinecek. İşte detaylar... Altı yıl önce başlayan Genel Sağlık Sigortası sistemi ilk başlarda uygulanan aylık 300 liraları bulan üçlü prim yüzünden vatandaşı borçlu duruma düşürmüştü. Önce üçlü prim yapısı değiştirildi. 2017'de ayda 53 lira ödeyen biri sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanır hale geldi. Bu para bu yıl için 60.89 TL'ye çıktı. Fakat geçmiş borçlar yüzünden birçok vatandaş hâlâ zor durumda. Artık bu borçlardan kurtulma yolu açıldı. 1) Kimler kapsam dışında? Herhangi bir işte sigortalı çalışanlar, Bağ- Kur'lular, memurlar, emekliler, işsizlik maaşı alanlar, 65 yaş aylığı alanlar, isteğe bağlı sigorta ödeyenler, bakmakla yükümlü olunan kişiler. 2) Borç nasıl oluşuyor? Bir işte çalışmayan 18 yaşından büyük kişiler, lisede 20 üniversitede 25 yaşın üzerindekiler her ay GSS primi ödemek zorunda. Ödemeyenler için borç birikiyor. 3) Borcu olan ne yapacak? Gelir testine hiç başvurmamış genel sağlık sigortalıların 30 Kasım'a kadar gelir testine müracaat etmeleri gerekiyor. Gelirlerinin brüt asgari ücretin üçte birinden az olduğunun (676.5 TL) tespit edilmesi durumunda genel sağlık sigortası prim borçları silinecek. Yukarıda çıkarsa bu kez yeni sisteme göre güncellenecek. 4) 30 Kasım son tarih mi? Daha önce kendilerine borç çıkartılanlar için hem faizler silinmiş hem de borçları aylık 300 liraları bulan rakamlardan 53.33 liraya indirilerek yeniden hesaplanmıştı. Gelir testi için son tarih 30 Kasım. 5) Son ödeme tarihi belli mi? Nisan 2018 öncesi prim borcu olanlar 31 Aralık'a kadar borçlarını ödemeleri halinde gecikme faizi ve gecikme zammı ödemeyecek. 6) Gelir testi yaptırılmazsa ne olur? Genel sağlık sigortası primi ödememek için gelir testi yaptırmak gerekiyor. Geliriniz asgari ücretin üçte birinden çok ise ayda 60.89 lira ödeyerek kendiniz ve bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocuklarınız için ücretsiz sağlık hizmeti alabileceksiniz. 7) Borcu olan hastaneye gidemez mi? Borcu olanlarda diğer sigortalılar gibi 31 Aralık'a kadar hastanelerden ücretsiz yararlanabilecek. Bu haktan bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocukları da faydalanacak. 8) Borç nasıl hesaplanıyor?  1 Nisan 2017 öncesi borçlar için hesap: Geliri asgari ücretin 3'te 1'inden az çıkanların primini Hazine ödeyecek. Geliri asgari ücretin 3'te 1'inden fazla olanlar için aylık 53.33 lira üzerinden borcu güncellenecek, faizler silinecek. Son ödeme tarihi 31 Aralık 2018.  1 Nisan 2017 sonrası borçlar için hesap: Geliri asgari ücretin 3'te 1'inden az çıkanların primini Hazine ödeyecek. Asgari ücretin 3'te 1'inden fazla olanlar için 1 Ocak 2018'e kadar 53.33TL, sonrası için ise aylık 60.89 lira üzerinden borcu hesaplanacak.         Saygılarımızla