Tallinn Financial Advisor - Business and Consultancy HTML Template | Our Team

BLOG

  • 0 7143 Sayılı Kanun’un Varlık Barışına İlişkin Bazı Süreleri Uzatıldı.

    0.00 of 0 Oy

    Sirkü Numarası………..: 1210-2018 / 957 Tarih……………………..: 13.12.2018   KONU: 7143 Sayılı Kanun’un Varlık Barışına İlişkin Bazı Süreleri Uzatıldı.   30 Kasım 2018 tarihli ve 30611 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de 405 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandı. Bu Karar ile 7143 Sayılı Kanun’un varlık barışına ilişkin 10 uncu maddesinin 13 üncü fıkrasının (a), (b), (c) ve (e) bentlerinde yer alan süreler, bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır. Bu sirkülerimizde, varlık barışına ilişkin son tarihlere ve bazı hatırlatmalara yer vermekteyiz. A) Yurt dışında bulunan varlıkların durumu Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31/05/2019 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebileceklerdir. Bildirime konu edilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.  Yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar, 31/05/2019 tarihine kadar, Ek-1'de yer alan form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilecektir. Söz konusu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır. Diğer taraftan, 18/5/2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu tarihten önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması halinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilecektir. Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, 01/07/2019 (30/06/2019 tarihi hafta sonuna denk geldiği için) tarihine kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir. Bu kapsama giren varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 18/5/2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/05/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. Bu hükümden yararlananların, kredilerini kapattıklarına dair yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan alacakları tevsik edici belgelerin bir örneğini bildirimlerine eklemeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, 31 Ağustos 2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 48 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; Yurt dışı iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar, Yurt dışı iştirak kazançları, Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar, Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar ve Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlarının 7143 sayılı Kanun kapsamında gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilebilmesi için öngörülen sürelerin bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatıldığını hatırlatmak isteriz. B) Yurt içinde bulunan varlıkların durumu Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/05/2019 tarihine kadar,  Gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine doğrudan ya da 340 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda da beyan edilebilecektir. Ancak yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, de 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 31/05/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilecektir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilecektir ve bu vergi, 01/07/2019 (30/06/2019 tarihi hafta sonuna denk geldiği için) tarihine kadar ödenecektir. C) İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması imkanından yararlanılabilmesi için; Bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi, Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi Söz konusu Karara aşağıdaki bağlantı yoluyla ulaşabilirsiniz. Saygılarımızla.     İLGİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI: https://www.verginet.net/Dokumanlar/2018/7143-sure-uzatimi-20181130M1-2.pdf  Ek-3’te yer alan beyanname http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/07/20180704-8-1.pdf http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/07/20180704-8-1.pdf      

  • 0 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” 30 Kasım 2018 tarihinde TBMM’ye sunulmuştur.

    0.00 of 0 Oy

    Sirkü Numarası…………: 1211-2018 / 958 Tarih……………………..: 13.12.2018   KONU: Yeni Kanun Teklifi ile Yapılması Öngörülen Bazı Düzenlemeler   “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” 30 Kasım 2018 tarihinde TBMM’ye sunulmuştur. Bu sirkülerimizde, söz konusu Kanun Teklifi ile yapılması öngörülen düzenlemelerden öne çıkan bazı hususlara yer verilmektedir. 1) Tacir tüzel kişilerin doğrudan veya ortak veya iştirakleri vasıtasıyla dolaylı olarak ortaklık ilişkisi içinde bulundukları diğer tüzel kişilere ödünç para verebilmesi Bu Kanun Teklifinin 63 üncü maddesiyle, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na eklenmesi öngörülen ek madde ile tacir tüzel kişilerin doğrudan veya ortak veya iştirakleri vasıtasıyla dolaylı olarak ortaklık ilişkisi içinde bulundukları diğer tüzel kişilere ödünç para verme işlerinin yapılabilmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan bu mahiyetteki işlemlerin vergisel boyutu kendi mevzuatları çerçevesinde değerlendirilmeye devam etmesi öngörülmektedir. 2) Kur farklarının KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin yaşanılan tereddütlerin giderilmesi Bu Kanun Teklifinin 19 uncu maddesiyle, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 24 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile ithalatta olduğu gibi yurtiçinde yabancı paraya dayalı olarak yapılan teslim ve hizmetlerde bedelin tamamen veya kısmen sonradan tahsil edildiği durumlarda, kur farklarının da matraha dahil olduğu madde metnine yazılmak suretiyle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır. 3) Yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan imalat sanayii yatırımlarına sağlanan ilave teşviklerin uygulama süresinin uzatılması Bu Kanun Teklifinin 44 üncü maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 9 uncu maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile 2017 ve 2018 yıllarında yapılan imalat sanayii yatırımları için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesi kapsamındaki yatırım teşviklerinden daha yüksek oranlarda faydalanılmasına imkan veren anılan Kanunun geçici 9 uncu maddesinde yer alan düzenlemenin 2019 yılında da uygulanmasına imkan sağlanmaktadır. Ayrıca Cumhurbaşkanına bu uygulamanın sürelerini, 5 yıla kadar uzatma yetkisi verilmektedir. 4) İmalat sanayii yatırımlarına ilişkin bina-inşaat harcamalarına sağlanan KDV iadesi teşvikinin uygulama süresinin uzatılması Bu Kanun Teklifinin 21 nci maddesiyle, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 37 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile imalat sanayii yatırımlarına ilişkin 2018 yılında yapılacak inşaat harcamaları dolayısıyla yüklenilecek katma değer vergisinin iade edilmesine yönelik uygulamanın 2019 yılında da sürdürülmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Cumhurbaşkanına bu uygulamanın sürelerini, 5 yıla kadar uzatma yetkisi verilmektedir. 5) Kira bedelinin belirlenmesinde tüketici fiyat endeksinin kullanılması Bu Kanun Teklifinin 57 nci maddesiyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile kira bedelinin belirlenmesinde, üretici fiyat endeksi yerine, tüketici fiyat endeksinin kullanılması amaçlanmaktadır. 6) İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşulunun yumuşatılması Bu Kanun Teklifinin 26 ncı maddesiyle, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 50 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarından, son 120 günlük “prim ödeyerek sürekli çalışma” şartı “hizmet akdine tabi” olma şeklinde yumuşatılarak 120 gün boyunca hizmet akdine tabi olmasına karşın devamsızlık hallerinden kaynaklı ödememe durumu ortadan kaldırılmaktadır. Düzenleme, Kanunun yayımı tarihinden sonra hizmet akdi feshedilenler için uygulanacaktır. Düzeltme Kanun Teklifi Ulaşmak İçin Lütfen Linki Tıklayınız https://www.verginet.net/Dokumanlar/2018/Teklif-30-11-2019-2-1369.pdf     Saygılarımızla.  

  • 0 Sermayenin Tamamlanması Amacıyla Şirkete Yapılan Ödemenin TMS Kapsamında Finansal Tablolarda Sunumuna İlişkin Açıklama

    0.00 of 0 Oy

    Duyuru Numarası…….: 1207-2018 / 951 Tarih………………...….. : 08.12.2018   T.C.  KAMU GÖZETİMİ MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU   Konu : Sermayenin Tamamlanması Amacıyla Şirkete Yapılan Ödemenin TMS Kapsamında Finansal Tablolarda Sunumuna İlişkin Açıklama   Bilindiği üzere; Ticaret Bakanlığı tarafından 15/09/2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’de (Tebliğ) sermayenin veya yedek akçeler toplamının en az yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde alınabilecek tedbirlerden ya da iyileştirici önlemlerden biri olan sermayenin tamamlanması seçeneğinde ortaklar tarafından yapılan ödemenin, özkaynaklar içinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanacağı ve takip edileceği belirtilmektedir. Bu kapsamda; finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartları’na (TMS) göre düzenleyen şirketlerin finansal tablolar aracılığıyla ilgililere sunduğu bilgilerin karşılaştırılabilirliğini arttırmak ve finansal tabloların yeknesak olmasını sağlamak üzere, 07/12/2018 tarih ve 01/246 sayılı Kurul Kararı ile sermayenin tamamlanması amacıyla ortaklar tarafından yapılan ödemenin TMS hükümleri çerçevesinde finansal tablolarda nasıl sunulacağına yönelik bir duyurunun yapılması kararlaştırılmıştır. Mevzuat Hükümleri 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanunun “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu”nu düzenleyen 376’ncı maddesinin birinci fıkrası; “son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar” hükmünü; ikinci fıkrası ise “son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer” hükmünü amirdir. Ticaret Bakanlığı tarafından mezkûr maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen Tebliğ’de sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda, derhal toplantıya çağrılan genel kurulun sermayeyle yetinilmesine, sermayenin tamamlanmasına ya da sermayenin artırılmasına karar vermesi gerektiği aksi halde şirketin kendiliğinden sona ereceği ifade edilmiş, ayrıca sermaye ile yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kaldığı hallerde de sermayenin tamamlanması yoluyla iyileştirici önlemler alınabileceği belirtilmiştir. Söz konusu Tebliğ’in 9 uncu maddesinde sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılması olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde her ortağın zarar sebebiyle karşılıksız   kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlü olduğu, her ortağın payı oranında sermaye tamamlamaya katılabileceği, ortağın sermayenin tamamlanması için verdiği parayı geri alamayacağı ve bu yükümlülüğün sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksız olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, Tebliğ’de sermayenin tamamlanmasına yönelik yapılan ödemelerin, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. Diğer taraftan, söz konusu Tebliğ’in 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası “Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanır ve takip edilir.” hükmünü amir olup, ortaklar tarafından sermayenin tamamlanması kapsamında yapılan ödemenin özkaynaklar altında gösterimine ilişkin düzenlemenin Türkiye Muhasebe Standartları’na (TMS) göre sunumuna ilişkin aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. Ortakların Sermayenin Tamamlanması Amacıyla Şirkete Yaptığı Ödemenin TMS’ye Göre Finansal Tablolarda Sunumu TMS 32 Finansal Araçlar: Sunum ihraççı açısından bir finansal aracın finansal varlık, finansal yükümlülük veya özkaynak aracı olarak sınıflandırılmasında uygulanacak esasları belirlemekte ve bir finansal aracın finansal yükümlülük mü yoksa özkaynak aracı olarak mı sunulması gerektiğine yönelik düzenlemeler yapmaktadır. Bu kapsamda, Standardın 16’ncı paragrafında bir finansal aracın hangi durumlarda özkaynak aracı olarak muhasebeleştirileceğine ilişkin ana hüküm yer almaktadır. TMS 32’nin 16’ncı paragrafında bir finansal aracın sadece aşağıdaki her iki koşulu da sağladığı durumlarda özkaynak aracı olarak muhasebeleştirileceği belirtilmektedir: Finansal araç    aşağıdakileri    öngören    sözleşmeye     dayalı    bir    yükümlülük içermemektedir: Başka bir işletmeye nakit ya da başka bir finansal varlık verilmesi veya Finansal varlık veya yükümlülüklerin, işletmenin aleyhine olabilecek şartlarda, başka bir işletme ile takas Finansal aracın ödenmesi işletmenin kendi özkaynak aracıyla yapılacak veya yapılabilecek olması durumunda, Finansal aracın türev ürün niteliğinde olmayan bir finansal araç olması ve finansal aracın ihraççıya kendi özkaynağına dayalı finansal aracından değişken sayıda vermesini öngören bir sözleşmeye dayalı yükümlülük doğurmaması. Finansal aracın türev ürün olması ve bu finansal aracın sadece işletmenin sabit sayıda kendi özkaynak aracı karşılığında önceden belirlenmiş sabit bir tutarda nakit ya da başka bir finansal varlığın takas edilmesi suretiyle ödenecek olması. Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı’nın (BOBİ FRS) Finansal Araçlar ve Özkaynaklar başlıklı 9’uncu bölümünde, finansal varlık ve yükümlük tanımı Türkiye Finansal Raporlama Standartları’nda (TFRS) olduğu gibi yapılmakta, ayrıca   finansal araçları sınıflandırılırken gerektiğinde TMS 32 hükümlerinin dikkate alınacağı belirtilmektedir. Bu kapsamda, sermayenin tamamlanması amacıyla ortaklar tarafından yapılan ödemenin geri alınamayacağı ve karşılıksız olduğu ilgili Tebliğ’de açıkça belirtildiğinden, sermayenin tamamlanması karşılığında şirketin ortaklarına herhangi bir geri ödeme yapmasını gerektiren bir yükümlülük ortaya çıkmamaktadır. Ayrıca, sermayenin tamamlanması kapsamında yapılan ödemeler Tebliğ uyarınca gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak da nitelendirilemeyeceğinden, yapılan ödeme karşılığında şirket, ortaklarına kendi özkaynak araçlarını veremeyecektir. Diğer taraftan; 2018 yılında yayımlanan Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve’de (Kavramsal Çerçeve) yükümlülük, işletmenin geçmişteki olayların bir sonucu olarak bir ekonomik kaynağı devretme konusundaki mevcut mükellefiyeti olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Kavramsal Çerçeve’de gelir, özkaynak üzerindeki talep hakkı  sahiplerinin yaptığı katkılar haricinde, özkaynakta artışlara yol açan varlıklardaki artışlar veya yükümlülüklerdeki azalışlar şeklinde ifade edilmiştir. Bu itibarla; işletmenin ortakları tarafından yapılan katkıların gelir yaratmayacağı ve yükümlülük doğurmayacağı değerlendirmesi Kavramsal Çerçeve’ye göre de yapılabilmektedir. Tüm bu bilgiler çerçevesinde, sermayenin tamamlanması amacıyla ortaklar tarafından yapılan ödemenin, Tebliğ’de belirtildiği gibi, gerek TFRS gerekse BOBİ FRS açısından  doğrudan özkaynak kalemi olarak nitelendirilebileceği ve niteliği itibarıyla sermaye kaleminden  farklılık  gösterdiğinden,  finansal  durum  tablosunda  ayrı  bir  kalem olarak  sunulmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı değerlendirilmektedir.     SAYGILARIMIZLA  

  • 0 2019 Yılında E-Fatura, E-Arşiv Fatura ve E-Defter Uygulamalarına Zorunlu Olarak Dahil Olması Gereken Mükellefler İçin Duyuru

    0.00 of 0 Oy

    2019 Yılında E-Fatura, E-Arşiv Fatura ve E-Defter Uygulamalarına Zorunlu Olarak Dahil Olması Gereken Mükellefler İçin Duyuru   Sirkü Numara          : 1204-2018 / 948 Tarih                         : 04.12.2018   6.2015 tarih ve 29392 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve e-Fatura ve e-Defter uygulamaları çerçevesinde zorunluluk getirilen mükelleflerin kapsamını belirleyen 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nden anlaşılacağı üzere Aşağıda tarafınıza sunulmuştur.   a) 2017 hesap dönemi brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflere:   İlgili hesap dönemine ilişkin gelir/kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihi takip eden hesap döneminin başından itibaren (normal hesap dönemine tabi olanlar için bu tarih 1/1/2019’dur),   b) 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan mükelleflere (Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle bu bent kapsamında değerlendirilmeyecektir.)   Lisans aldıkları tarihi izleyen hesap döneminin başından itibaren (lisans alma tarihi ile izleyen hesap dönemi arasındaki sürenin üç aydan kısa olması halinde isteyen mükellefler açısından bir sonraki hesap döneminin başından itibaren)   c) 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa ve ithal eden mükelleflere,   Mükellefiyet tesis ettirdikleri tarihi izleyen hesap döneminin başından itibaren (mükellefiyet tesis tarihi ile izleyen hesap dönemi arasındaki sürenin üç aydan kısa olması halinde isteyen mükellefler bir sonraki hesap döneminin başından itibaren),   e-Fatura ve e-Defter uygulamalarına geçme zorunluluğu getirilmiştir.  Öte yandan, 24.12.2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve İnternet Satışı Nedeniyle e-Arşiv Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu Getirilen mükelleflerin kapsamını belirleyen 464 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nden anlaşılacağı üzere;  İnternet üzerinden mal ve hizmet satışı yapan ve 2017 hesap dönemi brüt satış hasılatı 5 Milyon TL ve üzerinde olan mükelleflere 01.01.2019 tarihi itibariyle e e-Arşiv Uygulamasına geçme zorunluluğu getirilmiştir.  Bu kapsamda, belirtilen özellikleri haiz mükelleflerimizin vergisel uygulamalar bakımından hukuki bir sorun yaşamaması ve cezai işlemlere maruz kalmaması adına 31.12.2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) e-Fatura, e-Arşiv Fatura ve e-Defter uygulamalarına ilişkin gerekli başvurularını ve hazırlıklarını aşağıdaki adresler üzerinden elektronik ortamda yapmaları gerekmektedir.   MALİ MÜHÜR BAŞVURUSU İÇİN: https://mportal.kamusm.gov.tr/bp/edf.go E-FATURA BAŞVURUSU İÇİN: https://portal.efatura.gov.tr/efaturabasvuru/ E-DEFTER BAŞVURUSU İÇİN: https://uyg.edefter.gov.tr/edefterbasvuru/   Temin işlemlerinin alabileceği süreler de göz önünde bulundurularak elektronik imza araçlarının, e-Fatura, e-Arşiv Fatura ve e-Defter uygulamalarına son başvuru tarihi olan 31.12.2018 tarihinden önce temin edilmesi, söz konusu uygulamalara mükelleflerimizin süresinde başvuru yapılması bakımından önem arz etmektedir.  Mükelleflerimizin  elektronik imza araçlarının başvurusu sırasında, mükellefiyetlerine ilişkin vermiş oldukları ve ilgili sertifika makamları tarafından da MERSİS ve MERNİS kayıtları çerçevesinde kontrol edilip kendilerine ilgili başvuru uyarı ekranlarında gösterilen bilgilerini; mali mühür veya nitelikli elektronik sertifikaların hatasız, doğru şekilde üretimi ve zaman kaybına yol açmaması bakımından dikkatle kontrol etmeleri gerekmektedir.  Saygılarımızla.

  • 0 21.11.2018 TARİHLİ E-DEFTER E-FATURA E-ARSİV VE 2019 E-DEFTER HADLERİ HAKINDAKİ TEBLİĞİ

    0.00 of 0 Oy

    TARİH………:21.11.2018 SİRKÜ NO..:2018-11257 Sayılı   Tebliğ Konusu:2019 Yılında E-Fatura E-Defter E-Arşiv Uygulamalarına Başlangıç ve Yürürlük Tarihleri Hakkında   Kısaca Kapsam :   Mevcut Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ve taslak genel tebliğ düzenlemelerine göre 2019 yılında e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv uygulamasına geçiş tarihleri bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.   Mevcut düzenlemelere göre, 2017 hesap dönemi brüt satış hasılatı 10 milyon TL ve üzeri olan mükellefler, 2019 hesap döneminde, e-defter tutmak ve 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren e-fatura düzenlemek zorundadırlar.   VUK Tebliğ taslağı ile de hali hazırda 421 ve 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri kapsamında e-Fatura ve e-Defter uygulamalarına dahil olma zorunluluğu bulunan mükelleflere, 01.07.2019 tarihine kadar e-Arşiv Fatura uygulamasına da geçme zorunluluğu getirilmiş bulunmaktadır.   Kanun Açıklaması aşağıdaki gibidir. Vergi Usul Kanunu Tebliğlerine göre e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv tanımları ise   E-fatura, 397 sıra lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun olan ve elektronik belge biçiminde oluşturulmuş fatura olarak tanımlanmaktadır. E-Fatura, yeni bir belge türü olmayıp, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahiptir. Elektronik arşiv ise 433 No.lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun şekilde elektronik ortamda oluşturulan faturanın elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi anlamına gelmektedir E-Fatura, e-fatura sistemine kayıtlı olan mükelleflere düzenlenirken, e-arşiv olarak düzenlenen fatura e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olmayan vergi mükelleflerine ve vergi mükellefi olmayanlarla ilgilidir. e-Defter ise Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerin ilgili idareler tarafından belirlenen format ve standartlara uygun biçimde elektronik dosya biçiminde hazırlanması, bastırılmaksızın kaydedilmesi, değişmezliğinin, bütünlüğünün ve kaynağının doğruluğunun garanti altına alınması ve ilgililer nezdinde ispat aracı olarak kullanılabilmesine imkan tanımayı hedefleyen hukuki ve teknik düzenlemeler bütünü olarak tanımlanmaktadır.   Bu tebliğe göre aşağıdaki mükellefler özellikle girmektedir. Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar, Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerden 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar, Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçme zorunluluğu getirilen mükellefler; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev’i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev’i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler, 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)'ndan lisans alan mükellefler (Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle bu kapsamda değerlendirilmez).   Halen yürürlükte olan Vergi Usul Kanunu Tebliğleri ile taslak düzenlemelere göre, bu uygulamaların yaygınlaştırılmasının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir.       UYGULAMALAR   MEVCUT DÜZENLEMELER VUK TEBLİĞ TASLAĞI DÜZENLEMELERİ   E-Defter ve e-Fatura E-Defter      ve      e-Fatura       tutma zorunluluğu diğer mükellefler için ne VUK Genel Tebliğ Taslağı ile ⎯         2017 veya müteakip yıllar     zaman başlar?  cirosu      5      milyon     TL’yi    aşan        mükelleflerin   1.7.2019     tarihinden     Halen diğer mükellefler (yukarıda itibaren e-Fatura uygulamasına ve     belirtilen)    yanında,    2016     hesap 1.1.2020 tarihinden itibaren de e-     dönemi brüt satış hasılatı 10 Milyon TL  ve  üzeri  olan  mükellefler 2018  Defter Uygulamasına ⎯         2018 ve izleyen yıllar cirosu 5     hesap döneminde e-defter tutmakta  milyon TL yi aşan mükellefler ise ilgili     ve 1/1/2018 tarihinden buyana e-  yılı   izleyen   2’nci    yılın   başından     fatura düzenlemektedirler. Bunlara itibaren geçiş zorunluluğu getirilmesi,     ilave olarak 2019 yılında aşağıda öngörülmektedir.     belirtilen mükelleflerde e-defter ve e- ÖTV I ve III sayılı liste kapsamında     fatura uygulamasına geçeceklerdir. olanlar       ÖTV (I) sayılı liste kapsamındaki     2017 hesap dönemi brüt mallar ile ilgili olarak EPDK dan     satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri lisans alan veya ÖTV III sayılı liste     olan    mükellefler        2019     hesap kapsamından ÖTV mükellefiyeti tesis     döneminde,     e-defter      tutmak     ve ettirenlerin, lisans alımı veya ÖTV     1/1/2019      tarihinden    itibaren    e- mükellefiyetinin   tesis    edildiği   ayı     fatura düzenlemek zorundadır. izleyen dördüncü ayın başından e-       Fatura    ve   e-Defter   uygulamasına     Özel Tüketim            Vergisi (2018    yılında   lisans    alımı    veya     Kanununa    ekli   I   sayılı   listedeki mükellefiyet tesisini gerçekleştiren     malların   imali,   ithali,   teslimi   vb. mükellefler için 1.7.2019 tarihinden     faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası itibaren      e-Fatura      uygulamasına,     Düzenleme    Kurumu    (EPDK)'ndan 1.1.2020 tarihinden itibaren e-Defter     2018     yılı   içerinde    lisans     alan uygulamasına)       geçiş     zorunluluğu     mükellefler    1/1/2019      tarihinden       itibaren      elektronik      fatura      ve       elektronik      defter      uygulamasına       geçmek zorundadır. Bununla birlikte       lisans       tarihi       1/10/2018          –       31/12/2018 tarihi olan mükellefler       istemeleri        halinde        1/1/2020                       tarihinden itibaren elektronik defter tutabilecekler ve e-Fatura uygulamasına geçebileceklerdir.   Özel Tüketim  Vergisi Kanununa ekli III sayılı listedeki malları imal, inşa ve ithal eden mükellefler de 2018 yılı içerinde mükellefiyet tesis ettirenler 1/1/2019 tarihinden itibaren elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçmek zorundadır. Bununla birlikte mükellefiyet tesis tarihi 1/10/2018 – 31/12/2018 tarihi olan mükellefler istemeleri halinde 1/1/2020 tarihinden itibaren elektronik defter tutabilecekler ve e-Fatura uygulamasına geçebileceklerdir.     İhracat İşlemlerinde e-Fatura Uygulaması  E-Fatura uygulamasına kayıtlı  olan  mükelleflerden,  25/10/1984 tarihli  ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi  Kanununun      11      inci     maddesi  kapsamındaki  mal  ihracı  ve yolcu  beraberi eşya ihracı (Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satışlar) kapsamında fatura düzenleyecek olanlar, bahsi geçen faturalarını 1/7/2017 tarihinden itibaren e-fatura olarak düzenlemektedirler. Bununla           birlikte          e-Fatura uygulamasına             kayıtlı          olan mükelleflerden mal ihracı ve yolcu beraberi    eşya ihracı      kapsamında fatura        düzenleyecek          olanlar, istemeleri         halinde        1/1/2017 tarihinden     itibaren     söz     konusu  E-Fatura uygulamasında bulunan mükelleflerin         bavul        ticareti  kapsamında hali hazırda kağıt ortamda      düzenledikleri     ÖZEL  FATURA’ları 1.7.2019 tarihinden itibaren elektronik ortamda ve e- Fatura       olarak       düzenlenmesi  zorunluluğu getirilmektedir.               faturalarını e-Fatura olarak düzenlemeye başlayabilecekleri gibi 1/7/2017 tarihine kadar matbu (kağıt veya e-Arşiv) fatura da düzenleyebilmektedirler. .       E-arşiv   Kimler e-arşiv kullanmak zorundadır?   VUK Tebliğ taslakları ile öngörülen geçiş dönemleri aşağıdaki gibidir.     E-arşiv uygulamasından yararlanmak isteyen mükelleflerin 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olmaları gerekmektedir.   Ancak 464 Sıra No.lu VUKGT uyarınca internet üzerinden mal  ve  hizmet satışı yapan ve 2017 yılı gelir  tablosu  brüt  satış  hasılatı  tutarı 5  milyon    lira     ve     üzerinde     olan  mükellefler, 31/12/2018 tarihine kadar başvurularını ve fiili geçiş hazırlıklarını                                    tamamlayarak 1/1/2019 tarihinden itibaren e-Arşiv Uygulamasına geçmek zorundadırlar.   VUK Tebliğ taslağı ile hali hazırda 421 ve 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri kapsamında e-Fatura ve e-Defter uygulamalarına dahil olma zorunluluğu bulunan mükelleflere,7.2019 tarihine   kadar  e-Arşiv  Fatura     uygulamasına      da    geçme  zorunluluğu  getirilmektedir.   E-Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcıları, İnternet Reklamcılığı Hizmet Aracıları ile İnternet Ortamında İlan Yayınlayan mükelleflere 1.7.2019 tarihine kadar e-Arşiv Fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu       3. 2017 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 5 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflere Gelir/Kurumlar                                                Vergisi Beyannamelerinin verildiği tarihi izleyen hesap dönemi başından itibaren (2017 yılı cirosundan dolayı aşanlar için 1.7.2019 tarihine kadar) e-Arşiv Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu getirilmektedir.                                                   e-Fatura ve e-Arşiv uygulamalarına kayıtlı olmayan mükelleflerce aynı günde aynı kişi veya kurumlara düzenlenen faturaların vergiler dahil toplam tutarının 000 TL’yi aşması halinde söz konusu faturaların 1.7.2019 tarihinden itibaren ücretsiz olarak sunulan e-Arşiv İnternet Portali üzerinden e-Arşiv Fatura olarak düzenleme zorunluluğu getirilmektedir.   483 SN VUK GT’nin 6’ncı maddesinde belirtilen ÖKC kullanımından muafiyeti şartlarını sağlayarak ÖKC kullanımından muaf olan ve e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olan mükelleflerin; vergiler dahil 500 TL’yi aşmayan perakende mal ve hizmet satışlarında düzenlenecek e-Arşiv Faturalarında müşterinin adı bölümüne “Nihai Tüketici” açıklaması                          ile düzenlenmesi halinde perakende satış fişi veya ödeme kaydedici cihaz fişi yerine kullanılabilmesine imkan verilmektedir.   Başkanlık, yapacağı analiz çalışmalarıyla riskli ya da vergiye uyum düzeyi düşük mükelleflere ve Başkanlıkça belirlenen diğer mükellef gruplarına yazılı bildirimle en az 3 aylık süre vermek suretiyle e- Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamalarına geçme zorunluluğu getirmeye yetkili kılınmaktadır.               7.Tebliğ taslağı ile belirtilen mükellef gruplarına e-Arşiv Faturalarının düzenlenmesi ve müşterilerine kağıt ortamda iletilmesinde el terminallerinin kullanılması imkanı getirilmektedir.       Diğer taraftan, yukarıda belirtilen tebliğ taslaklarında yer alan tarihlerin henüz kesinleşmediği beyan ederiz bu hadler 31 12 2018 dönem sonuna kadar değişiklik göstermesi halinde tüm mükelleflerimize bilgilendirme yapılacağını tebliği edilecektir.                           Saygılarımızla

  • 0 22.11.2018 tarihinde DV-22/2018-1 sayılı “Türk Parasına Uyarlanacak Sözleşmelerde Damga Vergisi” hakkında Damga Vergisi Sirküleri yayımlanmıştır.

    0.00 of 0 Oy

    Türk Parasına Uyarlanacak Sözleşmelere Damga Vergisi Uygulamasına İlişkin Damga Vergisi Sirküleri Hakkında Düzenleme Yapılmıştır.   Yayın  Numarası        : 2018 / 11258 Tarih               ………: 22.11.2018   Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından 22.11.2018 tarihinde DV-22/2018-1 sayılı “Türk Parasına Uyarlanacak Sözleşmelerde Damga Vergisi” hakkında Damga Vergisi Sirküleri yayımlanmıştır.   Sirkülerde, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre Türk parasına uyarlanacak sözleşmelere ilişkin damga vergisi uygulaması hakkında açıklamalar yapılmış, Türk lirasına çevrilen döviz cinsinden sözleşmelerden hangi hallerde damga vergisi talep edileceğine açıklık getirilmiştir.     http://www.gib.gov.tr/node/132647  

  • 0 FİNANSAL SEKTÖRE OLAN BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK 1

    0.00 of 0 Oy

    Gazete No: 30602 G. Tarihi: 21.11.2018     FİNANSAL SEKTÖRE OLAN BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK 1   MADDE 1 –15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Alacaklı kuruluşlar: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde geçen bankaları ve 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 3 üncü maddesinde geçen şirketleri, b) Birlik: Türkiye Bankalar Birliğini, c) Borçlu:  19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar,  6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 35 inci maddesinde belirtilen Sermaye Piyasası Kurumları, 3/6/2007 tarihli ve 5684  sayılı Sigortacılık Kanununa tabi kuruluşlar, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununa tabi kuruluşlar ile 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanuna tabi kuruluşlar dışında kalan şirketleri, ç) Çerçeve Anlaşmaları: Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imzalanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını, d) Kanun: 5411 sayılı Bankacılık Kanununu, e) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu, f) Sözleşme: Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerini, ifade eder."   MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını makul bir süre içinde geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz. (2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılır. "   MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur. (4) Yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin usul ve esaslar Çerçeve Anlaşmalarıyla belirlenir. Bunlar, talepleri halinde Alacaklı Kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilirler."   MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "(2) Çerçeve Anlaşmalarını imzalayanların bu anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu oluşturulur. Hakem Kurulu, Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve deneyime sahip üç kişiden oluşur. Hakem Kurulu kararlarını en az iki üyenin aynı yöndeki oyu ile alır. Hakem Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile aldığı kararların hüküm ve sonuçları Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir."   MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.   MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.   MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.    http://www.ilkeymm.net/pdfdosya/sirk%C3%BCler/2018/finansalsirketler.pdf 

  • 0 Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 6183 Sayılı Kanun’un 48/A Maddesine İlişkin Tecil Ve Taksitlendirme İşlemlerine İlişkin 2018/39 Sayılı Genelge Yayımlandı.

    0.00 of 0 Oy

      Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 6183 Sayılı Kanun’un 48/A Maddesine İlişkin Tecil Ve Taksitlendirme İşlemlerine İlişkin 2018/39 Sayılı Genelge Yayımlandı. Numara : 2018 / 165Tarih : 19 Kasım 2018 Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 15.11.2018 tarihinde 2018/39 sayılı Genelge yayımlanmıştır.Bilindiği üzere; 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7. maddesiyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna 48/A maddesi eklenmiş olup buna göre tecil ve taksitlendirme işlemleri Kanunun 48 ve 48/A maddeleri kapsamında farklı usullere göre yürütüleceğinden 2011/53 sayılı Genelgenin Birinci Kısım, İkinci Bölümünün “2. Tecil ve taksitlendirme işlemleri” başlığı “2. 48 inci madde kapsamında tecil ve taksitlendirme işlemleri” şeklinde değiştirilmiş ve Birinci Kısım, İkinci Bölümüne “ 3. 48/A maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirme işlemleri başlığı altında yeni bir madde eklenmiştir.6183 sayılı Kanun’un "Vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili" başlıklı 48/A maddesinde; “ Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve cezalar ile bu alacaklara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammının vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş olmak ve aşağıdaki şartları taşımak koşuluyla vadesi bir yılı geçmemiş alacaklar, Maliye Bakanınca 36 ayı geçmemek üzere faiz ve teminat alınarak tecil olunabileceği açıklanmıştır.Madde hükmünden yararlanacak vergi borçlusunun; 1. Başvuru tarihi itibarıyla en az 3 yıl süreyle; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması,2. Başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıla ait vergi beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olması (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanunisüresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.),3. Bu madde kapsamına giren ve başvuru tarihi itibarıyla vadesi 1 yılı geçmemiş borcunun borç ödemede hüsnüniyet sahibi olmasına rağmen ödenememiş olması,Şart olduğu belirtilmiştir.31/03/2018 tarihli ve 30377 sayılı Resmî Gazetede 2018/11500 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 31/05/2018 tarihli ve 30437 sayılı Resmi Gazete’de ise “Sosyal Güvenlik Kurumu Alacaklarının 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48/A Maddesine Göre Tecil ve Taksitlendirilmesine İlişkin Yönetmelik” yayımlanmıştır.Yönetmelikte uyumlu mükellef; ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olanlardan başvuru tarihi itibarıyla en az 3 yıldır prim ödeme yükümlüsü olup başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıla ait aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini süresinde vermiş ancak borcunu son 1 yıl içerisinde borçlarını ödeyememiş olan borçlular olarak tanımlanmıştır.2018/39 sayılı Genelge ile ise; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna 48/A maddesi eklenmiş olan kurum alacaklarının tecil ve taksitlendirme işlemlerine ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.Buna göre; 6183 sayılı Kanunun "Vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili" başlıklı 48/A maddesi hükmünden yararlanarak kurum alacaklarının tecil ve taksitlendirme yapacak borçlunun;1. Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması,2. Başvuru tarihi itibarıyla en az 3 yıldır prim ödeme yükümlüsü olması,3. Başvuru tarihinden geriye doğru son 3 yıl içinde verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerini ve muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini süresinde vermiş olması (Kanuni süresinde verilen belgelere/beyannamelere ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen belgeler/beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.)4. Borç ödemede hüsnüniyet sahibi olmalarına rağmen başvuru tarihi itibarıyla vadesi bir yılı geçmemiş borçlarını ödeyememiş olması,Şart olduğu ve madde kapsamında tecil edilen alacaklara, belirlenen oranda faiz tatbik edileceği belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanunun 48/A maddesi uyarınca yapılacak tecil ve taksitlendirme işlemlerinde, borçluların “çok zor durum” halinin tespitinde;Bilanço esasına göre defter tutan yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin çok zor durum halinin tespitinde aşağıdaki mali göstergeler kullanılır.Nakit Oranı Hazır Değerler + Menkul Kıymetler Kısa Vadeli Yabancı KaynaklarLikidite Oranı Dönen Varlıklar - Stoklar Kısa Vadeli Yabancı KaynaklarKaldıraç Oranı Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar + Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar Toplam Varlıklarİşletme hesabı veya zirai işletme hesabı esasına göre defter tutan, ticari kazancı basit usulde tespit edilen ve serbest meslek kazanç defteri tutan mükelleflerin çok zor durum halinin tespitinde aşağıdaki mali göstergeler kullanılır.Nakit Oranı: Kasa + Banka / Kısa Vadeli BorçlarLikidite Oranı: Kasa + Banka + Kısa Vadeli Alacaklar /Kısa Vadeli BorçlarKaldıraç Oranı: Kısa Vadeli Borçlar + Uzun Vadeli Borçlar / Toplam VarlıklarDeğerlendirilme sonucu;1. a) Nakit oranının 0,1 veya 0,1’den küçük olması,1. b) Likidite oranının 0,7 veya 0,7’den küçük olması,1. c) Kaldıraç oranının 0,7 veya 0,7’den büyük olmasıŞartlarının bir arada bulunması gerekir.Söz konusu 3 şartı birlikte sağlayan borçluların çok zor durumda oldukları kabul edilerek Genelgede belirtilen likidite ve kaldıraç analizi tablolarına göre ayrı ayrı tespit edilen dereceler toplanarak “Çok Zor Durum Derecesi” bulunur.Söz konusu 3 şartın birlikte sağlanamaması halinde ise tecil ve taksitlendirme talepleri reddedilecektir.Ayrıca genelgede cari dönem primlerinin ödenmesi/ödenmemesi durumu, başvuru işlemlerinin nasıl yapılacağı, teminat aranmayacak durumlar, tecil taksitlendirme şartlarına uyulmaması durumunda yapılacak işlemler, SMMM tarafından hazırlanacak Çok Zor Durum Raporu dispozisyonu gibi konularda da açıklamalar yapılmıştır.

  • 0 Dövizle Sözleşme Düzenlenmesine İlişkin İstisnaların Kapsamının Esnetilmesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı.

    0.00 of 0 Oy

    Dövizle Sözleşme Düzenlenmesine İlişkin İstisnaların Kapsamının Esnetilmesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı. Numara          : 2018 / 164 Tarih               : 17 Kasım 2018   Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/52) “ 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.   Bilindiği üzere; Eylül ve Ağustos aylarında gerçekleşen Türk Lirasındaki aşırı değer kayıpları neticesinde beraberinde değer kaybını engellemek amacıyla bir takım tedbirler alınmış ve 04.09.2018 tarihinde yayımlanan 2018-32/48 numaralı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapılmıştı.   13.09.2018 tarihli 2018/85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile döviz veya dövize endeksli sözleşmelerde bedelin TL cinsinden belirlenmesi zorunlu hale getirilmiş ve bu karar sonucu sözleşme bedellerinde yapılacak değişikliklere 06.10.2018 tarihinde yayınlanan 2018-32/51 No.lu tebliğ ile çeşitli istisnalar ve hesaplamalara ilişkin açıklamalar getirilmişti.   2018-32/52 No.lu tebliğ ile de; 06.10.2018 tarihli 2018-32/51 tebliğde düzenlenen döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşme düzenlenmesine ilişkin istisnaların kapsamı kısmen genişletilmiştir.     Buna göre;   Serbest bölgelerde yapılan gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerinin,   Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunmayan ancak Türkiye’de yerleşik olan kişilerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinin,   Yurt dışında yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketlerin gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinin,   Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinin,   Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinin,   sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasına imkan tanınmıştır.     Gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmelerinin, döviz cinsinden düzenlenebilmesine imkan tanınmıştır.   Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.   Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri iş makineleriyle ilgili satış ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer   ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasına imkan tanınmıştır.   Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapılabilmesi için yurt dışında üretilmesi şartı getirilmiştir.   4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer   ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak    kararlaştırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.   Gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için de TL’ye dönüşüm zorunluluğunun aranmayacağı belirtilmiştir.   Sadece taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkün hale getirilmiştir.   Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilmekteyken sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi durumunda, Türkiye’de yerleşik sayılmayacaklardır.   Tebliğ, yayımı tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

  • 0 KDV GUT’de Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 21 Seri No.lu Genel Tebliğ Yayımlandı.

    0.00 of 0 Oy

    KDV GUT’de Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 21 Seri No.lu Genel Tebliğ Yayımlandı. Numara          : 2018 / 151 Tarih               : 11 Ekim 2018   21 Seri No.lu ”KDV Genel Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” 10.10.2018 tarihli ve 30528 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.   Tebliğle; Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde bir takım değişiklikler yapılmıştır.   Buna göre;   - Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu tevkifat uygulaması kapsamındaki bir işleme ilişkin olarak alıcının KDV tevkifatını beyan etmemesi/eksik beyan etmesi durumunda yapılacak işlemlere ilişkin açıklamalar netleştirilmiştir.   Buna göre; sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının; satıcı tarafından beyan edilmiş ve hazineye ödenmiş olması şartıyla sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslının aranmayacağı belirtilmiştir.   Ayrıca; KDV tevkifatı yapılmamış ve bu sebeple sorumlu sıfatıyla beyanname vermemiş olan vergi sorumlusu durumundaki mükellefler, sonradan II no’lu KDV beyannamesi verme yükümlülüğünden kurtulmuş oldu.   - KDV Kanununun 13. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan istisna kapsamında üniversitelere bağışlanacak tesise ilişkin inşaat ruhsatının alınamaması halinde, istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesinin onayında inşaat ruhsatı yerine üniversitenin inşaatla ilgili biriminin uygun görüşünün yeterli olduğu belirtilmiştir.   - Tebliğin (III/B-3.1.1.) bölümünün sekizinci paragrafı ile (III/B-3.1.2.) bölümünün beşinci paragrafında yapılan değişiklikle indirimli orana tabi işlemlerde azami iade tutarının belirlenmesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.   Buna göre ise; indirimli orana tabi teslim veya hizmetle ilgili olarak yılı içinde talep edilen mahsuben iade tutarlarının hesaplanmasında yüklenilen vergi ile söz konusu işlemler üzerinden hesaplanan  vergi  arasındaki  farkın,  (%1)  oranına  tabi  işlemler  için  işlem  bedelinin (%17)’sini,  (%8)’e  tabi  işlemler  için  ise  işlem  bedelinin  (%10)’unu  aşan  kısmı,  iade hesabına dahil edilmemekte iken ay içi iade hesabında sadece doğrudan yüklenimler nedeniyle bu oranların aşılabileceği, diğer bir ifadeyle genel gider ve ATİK yüklenimleri gibi nedenlerle azami iade edilebilir tutarın aşılmasının bu durumu değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.   Tebliğ yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.   Söz konusu Genel Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.